KİTAB-I MUKADDES’TE HZ. MUHAMMED’İN PEYGAMBERLİĞİ

Yazar: Ömer Baysal
Okuma Süresi: 10 Dakika

Kitabı Mukaddes’te Hz. Muhammed Geçiyor mu?

 

Bu soru ile karşılaşmayan Hristiyan yoktur hatta bir Hristiyan ile karşılaşan ve bu soruyu sormadan geçen Müslüman da yoktur. Peki bu soru neden sorulur?

 

İlk dayanak noktası Kuran-ı Kerim’dir. Saf suresi 6 şöyle söylüyor;

Hani, Meryem oğlu İsa, “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim” demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince, “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.”

 

Müslüman dostlarımız bu ayeti okuyunca, (doğal olarak) bu ayetlerden yola çıkarak değiştirilmeyen Tevrat, Zebur ve İncil’de Hz. Muhammed’in adının yazdığını düşünürler. [1]

 

İkinci dayanak noktası ise; Hüseyin Cisri’nin ‘Risale-i Hamiddiyye’ eserinde ortaya atmış olduğu ‘Mukaddes Kitaplarda Hz. Muhammed ile ilgili 114 işaret’ adlı eseri ile ön plana çıkmıştır. Bu iki dayanak noktası, bize bu soruların sorulmasının nedenlerinin başında gelir.

 

Bu metinde, genel olarak “Kutsal Kitap’ın içerisinde Hz. Muhammed’in adı geçiyor” denilen yerlere bakacağız.

 

Ayetlere bakmadan önce şunu belirtmeliyiz ki ‘ayet cımbızlayarak’ Kutsal Kitap’tan bir öğreti ya da yorum çıkaramayız. Kutsal Kitap’ların okunmasında ve anlaşılmasındaki temel prensip, Kutsal Kitap’ı bir bütün olarak anlamaya çalışmaktır. Maalesef “Hz. Muhammed’in adı geçiyor” denilen yerlerde yorumcular, Tanrı sözünün bütünlük ilkesini bozup, cımbızlayarak ayetler seçmiş ve bu seçilen ayetlere, alamet diye inanmıştır. Şimdi ayetlere bakabiliriz.

 

Yasa’nın Tekrarı 18:18 Ayetinde Kimden Bahsediyor?

“Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.”

 

Kutsal Kitap, ayetlerin bağlamında bir peygamberin özelliklerinden bahsetmektedir ve bu ayetlerin arasına ise kısa bir peygamberlik sözü yerleştirilmiştir. [2]

 

Bu ayeti olduğu gibi alıp yorumlarsak o zaman bu kişinin Hz. Muhammed olması mümkündür, hatta başka herhangi bir inancın peygamberi de burayı okuduğu zaman kendisinden bahsedildiğini söyleyebilir. Bu ayetleri Kutsal Kitap’ın genel bağlamında düşündüğümüz zaman asıl mesajı anlamış oluruz. Yuhanna 6:14 ayetinde İsa’nın yaptığı mucizeleri gören halk; “dünyaya gelecek olan peygamber budur”dediler, bir diğer ayet ise yine Yuhanna 7:40’tır. Bu ayette ise, Mesih’in kim olduğu hakkında konuşmalar geçiyordu ve bazı kişiler yine “beklediğimiz peygamber budur” dediler. Görüyoruz ki dönemin Yahudilerinin hepsi olmasa da belli bir kesimi İsa Mesih’in Musa tarafından bahsedilen peygamber olduğunu anlıyorlardı.

 

Yasa’nın Tekrarı 18:18 ayeti Hz. Muhammed’den mi bahsediyor” diye düşündüğümüzde birkaç tarihsel ayrıntıyı düşünmemiz gerekir. Hz. Muhammed’in geldiği dönemde, Yahudiler ile arasında çok ciddi çatışmalar yaşanmıştır (Cuma 5, Nisa 46). Müslüman dostlarımızın söylemine göre bu ayetlerde Hz. Muhammed’in adı geçmesine rağmen, kendi dönemi içerisinde onu kabul eden Yahudilerin sayısı çok azdır, aksine inanmayanlar çok daha büyük bir çoğunluğa sahiptir. Aynı düşünceyi Hz. İsa’ya uyarladığımız zaman, Hristiyanlığı ilk kabul eden kişiler Yahudilerdi, hatta sayıları o kadar çoktu ki diğer uluslardan insanların Hristiyan olması bile tuhaf karşılanıyordu (Elçilerin İşleri 11:18).

 

Son olarak, (bu ayetlerle bağlantılı olan) Elçilerin İşleri 3:13-23 ayetlerini okuduğumuzda Yasa’nın Tekrarı 18:18 ayetinde geçen ‘peygamberin’ İsa Mesih olduğunu açıkça göreceğiz. Örneğin:

Elçilerin İşleri 3:13 “İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrısı, atalarımızın Tanrısı, Kulu İsa’yı yüceltti.”

 

Ayette, İsa Mesih’in adının geçtiğini ‘Tanrının Kulu’ olarak anıldığını okuruz. Aynı “bölümün 22.ayetinde ‘Yasa’nın Tekrarı 18:18’deki ayeti alıntılayarak;

Elçilerin İşleri 3:22 Musa şöyle demişti:‘Tanrınız Rab size, kendi kardeşlerinizin arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak. O’nun size söyleyeceği her sözü dinleyin. 

 

…daha sonra 26. Ayette ise

Elçilerin İşleri 3:26 “Tanrı, sizleri kötü yollarınızdan döndürüp kutsamak için Kulu’nu ortaya çıkarıp önce size gönderdi.” …der.

 

‘Elçilerin İşlerinde’ yazılan ayetlerde ‘Tanrı’nın Kulunun’ ortaya çıktığından, yani gelmiş olduğundan bahseder. Eğer Yasa’nın Tekrarı 18:18 ayeti Hz. Muhammed’i işaret ediyorsa aynı ayetin geçtiği Elçilerin İşleri bölümünde, neden İsa Mesih geçmektedir ve neden İsa Mesih’in ortaya çıkıp İsrail halkına gönderildiği yazılmıştır? Bu ayetleri Kutsal Kitap’ın bağlamında değerlendirdiğimiz zaman, çok rahat bir şekilde ayetlerde geçen ‘Peygamber’in’ İsa Mesih’in kendisi olduğunu anlayabiliyoruz.

 

Paran Dağlarından Gelecek Kişi Kimdir?

 

İkinci olarak bakacağımız yer ise yine Yasa’nın Tekrarı 33:2’de geçen ayettir.

Şöyle dedi: “RAB Sina Dağı’ndan geldi, Halkına Seir’den doğdu ve Paran Dağı’ndan parladı. On binlerce kutsalıyla birlikte geldi, Sağ elinde halkı için alev alev yanan ateş vardı. 

 

Bu ayetlerde, bahsedilen Paran dağlarının aslında Mekke’de olduğu ve Hz. Muhammed’in ise oradan geldiği iddia edilmektedir.[3] Öncelikle Paran dağlarının nerede olduğuna bakalım daha sonra Paran dağı ne anlama gelmektedir ona bakacağız.

 

Paran Dağları Nerededir?

 

Paran aslında bir çöl ve ona dayanan dağ silsilesidir. Paran çölü ise Süveyş körfezi ile Akabe körfezi arasında kalmaktadır (Resim). Ayrıca, Paran ile Mekke arasında en azından 1000 kilometrelik bir mesafe bulunmaktadır. Paran’ın Mekke’de olduğunu desteklemeye çalışan Müslüman dostlarımız Yaratılış 21:21 ayetinde geçen İsmail “Paran çölünde yaşarken’’ diyen ayeti referans göstererek bunu da bir delil olarak anlatırlar.[4] Yukarıda da açıklamış olduğumuz gibi Paran çölü Mekke’de değil Sina yarımadasındadır. Aksi olmuş ve Paran çölü Mekke’de olmuş olsaydı belki bunun Hz. Muhammed’i işaret ettiğini söyleyebilirdik.

 

Farklı kaynaklarda Paran dağının, Hicaz dağının kuzeybatısında kalan sıradağlar olduğu söylenir.[5] Bunu olduğu gibi kabul etmiş olalım. Önceki resimde gördüğümüz üzere arada bulunan mesafe neredeyse 1000 kilometre kadardır ve Tevrat’ta geçen isim Paran dağıdır. Bu dağın sadece bir kısmı (Resim) Akabe Körfezinde bu sıra dağlar ile birleşiyor ve Hz. Muhammed’in ilk vahiy aldığı yer Hira mağarasıdır o da Mekke’de bulunuyor ve yine aradaki mesafe 1000 kilometredir.

 

Bu sıradağlar meselesini, kendi coğrafyamızdan anlamaya çalışalım. Ülkemizde bulunan Toros sıradağları 2000 kilometre uzunluğundadır ve Teke yarımadasından Suriye ve Kuzey Irak’a doğru giden sıradağlardır.[6] Paran dağının ya da İsmail’in Mekke ile bağlantılı olması, Teke yarımadasında doğan birinin Suriyeli olması ihtimali kadar uzak bir ihtimaldir. İşin özü şu ki coğrafi olarak Paran ile Mekke arasında bağlantı kurmak coğrafya öğretmenlerimize büyük bir saygısızlık olur, çünkü bu iddia coğrafya bilimine terstir.

 

Bir diğer nokta ise, Paran dağının anlamı ile ilgilidir.

Daha önce söylemiş olduğumuz gibi Kutsal Kitap bir bütündür ve bu konuyu da Kutsal Kitap’ın bütünlüğü içinde değerlendirmeliyiz. Bu ilkeye göre Kutsal Kitap’ın geneline baktığımız zaman Paran dağı ile ne demek istediğini anlayabiliriz?

 

Habakkuk 3:3 ayeti şöyle söylüyor;

“Tanrı Teman’dan, Kutsal Tanrı Paran Dağı’ndan geldi. Görkemi kapladı gökleri, O’na sunulan övgüler dünyayı doldurdu.

 

Maalesef Paran dağını Hz. Muhammed ile ilişkilendiren dostlarımız bu ayeti gözden kaçırmışlar çünkü bu ayete göre Paran dağından gelen Tanrı’dır. Bu çok ilginç bir ayet çünkü ortaya atılan iddialara göre Paran dağından Hz. Muhammed’in gelmesi gerekiyordu değil mi?

 

Asıl ilginç olan şey ise diğer kelime olan ‘Görkem’dir.

Yasa’nın Tekrar 33:2  Şöyle dedi: “RAB Sina Dağı’ndan geldi, Halkına Seir’den doğdu Ve Paran Dağı’ndan parladı … der. Bu ayetlerde de Paran dağından ve bir parlaklıktan bahseder ve aynı görkem ve parlaklık ifadesi Habakkuk 3:3 ayetinde de geçmektedir. Şunu anlıyoruz ki Paran dağından geldi ifadesi Tanrı’nın kendisinden bahsetmektedir ve o görkemi yayanda yine Tanrı’nın kendisidir.

 

Cımbızlamak yerine, Kutsal Kitabı bir bütün olarak incelediğimiz zaman ayetlerin doğru anlamını görmüş ve anlamış oluyoruz.

 

Köşe Taşı Kimdir?

 

Üçüncü olarak bakacağımız ayet ise Matta 21:42 ayetidir. (Bölümün tamamını)

İsa onlara şunu sordu: “Kutsal Yazılar’da şu sözleri hiç okumadınız mı? ‘Yapıcıların reddettiği taş, İşte köşenin baş taşı oldu. Rab’bin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!’ 

 

Bu ayette köşe taşı olarak bahsedilen kişinin Hz. Muhammed olduğu iddia edilmektedir.[7]

 

Yine Kutsal Kitap’ın bağlamını ele alarak ayeti inceleyelim. Ayetin olduğu bölümü incelediğimiz zaman bir benzetme anlatıldığını okuyoruz. Benzetmeyi başından sonuna kadar okuduğumuz zaman kimden bahsedildiği anlaşılıyor. Benzetme kısaca İsrail halkı ile Tanrı arasındaki ilişkiyi anlatır. Tanrı’nın İsrail halkına sürekli peygamber göndermesinden ve bu peygamberlere karşı yapılan baskılardan, dışlanmayı anlatır. En sonunda benzetme oğlumu göndereyim diye devam ediyor ve bunda İsa Mesih’i kasteder. Sonra asıl mirasçı olan oğlu da öldürüyorlar ve o zaman bu İsa Mesih Eski Ahit’ten bir alıntı yaparak kendisini köşe taşına benzetir.

 

Daha sonra ise bu taş kimin üzerine düşerse toz olacak dediği ayeti söyler. Buda onun ikinci gelişinden ve ona inanmayan insanların halinden bahseder.

Bu ayeti anlamak için Kitab-ı Mukaddes’in Efesliler 2:20 “Elçilerle peygamberlerden oluşan temel üzerine inşa edildiniz. Köşe taşı Mesih İsa’nın kendisidir. ayetine bakarsak, ‘Köşe Taşı’nın’ açık bir şekilde İsa Mesih olduğunu anlıyoruz.

 

Bir daha anlıyoruz ki, Kutsal Kitap bir bütündür ve biz ayetlere o bütünlük çerçevesinde baktığımız zaman doğru olan mesaja ulaşabiliyoruz. Aksini yaparsak her ayetten farklı bir anlam çıkarıp farklı kişilere yorabiliriz.

 

Parakletos Kimdir?

 

Son olarak Yuhanna 14:15-31 ve 16:5-16 ayetlerine biraz bakacağız. Belki de Hz. Muhammed’in adının geçtiği düşünülen ve bu konuda en çok bilinen ayetlerdir. Şimdi orada kimin adından bahsettiğini anlamak için ayetlere bakalım.[8] (Bölümlerin tamamını 14 ve 16)

 

Bu ayetleri iki şekilde düşünerek konuşacağız ilk olarak kelimenin etimolojisine (nedir eklenecek link olarak) bakacağız, daha sonra ise önceki ayetlere bakarken yaptığımız gibi bölümü ve Kitab-ı Mukaddes’in bütününü değerlendirerek bu bölümü sonlandıracağız.

 

Parakletos: Kelime kökeni Grekçeden gelmektedir ve iki cümlenin bir araya gelmesi ile ortaya çıkan (παράκλητος) bir kelimedir. Bu kelime Yuhanna 14:16 ayetinde geçer. Kelime Para ve Kletos kelimelerinin bir araya gelmesi ile oluşan bir kelimedir ve motamot çevrildiğinde ‘birinin yanına çağrılmak’ anlamı çıkmaktadır.[9]

 

Bu kelime Kitab-ı Mukaddes’in içerisinde dört kere ‘yardımcı’ anlamında kullanılmıştır (Yuhanna 14:16, 26; 15:26; 16:7). Bu kelimeyi kullanan tek öğrenci de Elçi Yuhanna’dır. Ayrıca yine Elçi Yuhanna’nın kullandığı diğer bir yer ise 1.Yuhanna 2:1 ayetidir orada da ‘savunma’ anlamında kullanılmıştır. Yahudi anlayışında dahi bu kelime ‘övülmüş’ ya da ‘övülen’ anlamında kullanılmamıştır.[10] Tarihin herhangi bir yerinde ‘Periklitos’ gibi bir kullanım söz konusu değildir çünkü Parakletos kelimesini Demosthenes (İ.Ö) ‘Sahte Elçi’ adlı hitabetinde ve ‘Hatip Lycurgus’un 102 no’lu eserinin bir parçasında da birine yardım etmeye çağrılmak anlamında kullanmıştır.[11]

 

Şimdi biraz kitabın içerisinden bakalım. Zira ‘parekletos’ hakkında verilen tarifler de Hz. Muhammed’e uymamaktadır. İsa Kutsal Ruh’u tarif ederken şunları söylüyor;

‘‘dünya onu kabul edemez çünkü onu ne görür, nede tanır. Siz onu tanıyorsunuz. Çünkü o aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.’’

 

…Ne görür ne de tanır: Bu varlık, görünmez bir varlıktır. Somut bir varlık değildir.

…aranızda yaşıyor, içiniz de olacak: Bu varlık ruhsal bir varlıktır.

İfadelerden anlaşılacağız üzere bu bir insanı kastetmemektedir.

 

Bir diğer bölümde ise;

Yuhanna 15:26  “Baba’dan size göndereceğim Yardımcı…diyor. Bu bölümlerde Hz. Muhammed’den bahsediyor ise ve Hz. Muhammed’i Allah göndermiş (İslam inancına göre) ise o zaman İsa Mesih nasıl oluyor da Hz. Muhammed’i dünyaya gönderme yetkisine sahip oluyor? Bu iddia ile ilgili son olarak diğer Kitab-ı Mukaddes ayetlerine bakalım.

 

Öncelikle Parakletos’un yani Kutsal Ruh’un Elçilerin İşleri 2. bölümde Elçilerin üzerine indiğini okuyoruz. Elçilerin İşleri 2:4  İmanlıların hepsi Kutsal Ruh’la doldular, hemen devamında yine 4:31 ayetinde yine Kutsal Ruh’un üzerlerine indiğini görebiliyoruz Elçilerin İşleri 4:31  Duaları bitince toplandıkları yer sarsıldı. Hepsi Kutsal Ruh’la doldular. Hatta Elçilerin İşleri 2:16-21 ayetlerinde Petrus olan biteni açıklarken Kutsal Ruh ’un yaptığı işlerin kaynağının, Eski Ahit (Tevrat ve Zebur) olduğunu ve Kutsal Ruh ’un kendisinin eskiden beri var olduğuna dikkat çekiyor.

 

Görüyoruz ki Hz. Muhammed’in adı geçiyor denilen ayetlerdeki yanlış anlaşılmaların hepsi aslında Kitab-ı Mukaddes’i okurken doğru bir şekilde yorumlamamaktan kaynaklanıyor. Her okuduğumuz ayetin tarihsel, kültürel ve edebi arka planı vardır. Bu yüzden ayeti okuduğumuz gibi bu veya şu kişiden bahsediyor demek yerine öncelikle o ayeti araştırmak gerekir.

 

Son olarak şunu söyleyerek yazımızı bitiriyoruz. Kendinize şu soruyu sorun: Bu kitap tarihin herhangi bir yerinde değiştirilmiş bir kitap olmuş olsaydı diğer ayetleri değiştiren kişiler neden Hz. Muhammed’in adının geçtiği yerleri değiştirmediler?

 

Bu yazıdaki amacımız kendimizi ve inancımızı doğru bir şekilde anlatmaktır. Kimsenin inancına karşı bir saygısızlığımız söz konusu değildir, çevremizde farklı inançları benimseyen dostlarımızın öğretilerini kabul etmezsek de düşüncelerine saygı duyuyoruz.

 

Rab İsa Mesih’in kurtaran lütfu sizin üzerinizde olsun.

 

Kaynakça

  1. https://bayburt.diyanet.gov.tr/sayfalar/contentdetail.aspx?MenuCategory=Kurumsal&contentid=263
  2. https://sorularlaislamiyet.com/tevrattaki-paran-faran-daglari-ile-mekke-ve-hz-muhammedin-kastedilmedigi-iddiasina-cevabiniz-nedir
  3. https://sorularlahristiyanlik.blogspot.com/2013/01/tevratta-muhammed-var-m.html (Resim 1)
  4. https://tr.wikipedia.org/
  5. https://www.kitabimukaddes.com/e-kitap/parakletos-tr/
  6. https://tr.wikipedia.org/wiki/Hicaz (Resim 2)

[2] Peygamberlik Sözü; Allah’ın gelecekte olacak olayların ön bildirisi olarak Peygamber’e iletmesidir.