TAPINMA NEDİR?

Yazar: Davut Günbaş

Tapınma dendiği zaman aklımıza, “kendimizden üstün varlığı hoşnut etmek için gösterişli bir eylem içerisinde bulunma ya da enstrümanlar ile ezgiler söyleme” eylemi gelir.

Ancak Kutsal Kitap ışığında baktığımız zaman tapınma, hayatımızın her alanında mevcut olan bir durum olarak karşımıza çıkar. Tapınma bazılarına göre yorucu, bazılarına göre ise hayatın her alanına yayılmış bir eylemdir. Hayatımızın her alanı dediğimiz zaman sorunlarımızdan tutun da sevinçlerimize, üzüntülerimize kadar tüm hayatımızı kapsayan bir durumdan bahsediyoruz.

Örneğin, Mezmurlar (Zebur) kitabına baktığımız zaman Davut, yazdıklarında yalnızca Tanrı’nın huzurunda durup O’na övgü sözleri yükseltmedi; Davut yüreğini açarak dertlerini, sıkıntılarını, korkularını, gözyaşlarını Tanrı’nın önüne getirdi.

“Ne zamana dek, ya RAB,

Sonsuza dek mi beni unutacaksın?

Ne zamana dek yüzünü benden gizleyeceksin?

Ne zamana dek içimde tasa,

Yüreğimde hep keder olacak?

Ne zamana dek düşmanım bana üstün çıkacak?

Ben senin sevgine güveniyorum,

Yüreğim kurtarışınla coşsun.

Ezgiler söyleyeceğim sana, ya RAB,

Çünkü iyilik ettin bana.”   (Mezmurlar 13:1-2,5-6)

Tapınma demek Tanrı ile zaman geçirmek, O’nunla konuşmak (dua), O’na ilahiler ve ezgiler söyleyip O’nu yüceltmek ve yüreğimizi alçatıp hayatımızı O’na sunmak demektir.Hristiyanlar için tapınma yaratılış amacımızdır denilebilir. Tanrı, halkının kendisine tapınmasını ister.

“İsrail halkı Mısır’da kölelik altında iken Tanrı Musa aracılığıyla firavuna şöyle seslendi; “Firavun ’un yanına git ve ona de ki, RAB şöyle diyor: Halkımı salıver, bana tapsınlar.”  (Mısır’dan Çıkış 7:16)

Tanrı’nın insanlarla nihai paydaşlığı budur. O’nun yüreğinde halkı ile buluşma özlemi vardır. Ancak tapınmadan bizi mahrum eden etkenlerin varlığı aşikardır. Günahı normal gören kirli bir yürek ile Tanrı’ya tapınamayız. İsrailoğulları Mısır’daki kölelikten kurtulduklarında bile günah anlayışları değişmediği için özgür olduklarında Tanrı’ya uygun bir şekilde tapınmadılar.

“Kendilerini Mısır’dan çıkaran atalarının Tanrısı RAB’bi terk ettiler. Çevrelerinde yaşayan ulusların değişik ilahlarına bağlanıp onlara taparak RAB’bi öfkelendirdiler.” (Hakimler 2:12)  

Tapınma konusunda günaha olan yaklaşımımız ve tövbe eden pişman bir tavır, tapınmamızın çerçevesini belirler. Kutsal Kitap’ın hırsız olarak isimlendirdiği şeytan da kendisine tapınılmasını ister. Bunu, Tanrı’nın kendi suretinde yaratmış olduğu insanı kandırıp sonsuz ölüme götürmek için yapar. Şeytan bunu bize bazen para, bazen ün, bazen güç ile sunar ve sinsice yaptığı için çok üzerinde durmayız. Tanrı sözü ise dünyanın geçici olduğunu vurgular ve göksel bir vatanımızın olduğunu, bu yüzden de tapınmamızın sadece Tanrı’ya ait olması gerektiğini söyler.

“İblis bu kez İsa’yı çok yüksek bir dağa çıkardı. O’na bütün görkemiyle dünya ülkelerini göstererek, “Yere kapanıp bana taparsan, bütün bunları sana vereceğim” dedi. İsa ona şöyle karşılık verdi: “Çekil git, Şeytan! ‘Tanrın Rab’be tapacak, yalnız O’na kulluk edeceksin’ diye yazılmıştır.”  (Matta 4:8-10)

Bunun yanı sıra hayatlarımızda bizi Tanrı’dan uzaklaştıran farklı etkenler de vardır. Bu etkenlerden en önemlisi günah etkenidir. Tanrı’ya yaklaşamıyorsak bunun ana sebebi hayatımızda günahın etkin olmasıdır. Eğer O’na adanmış bir şekilde yaklaşıp tapınmak istiyorsak, hayatımızda ‘kölelik’ olarak adlandırılan bütün günah ve tutsaklıklardan soyutlanmamız gerekir ve bu böbürlenerek değil, yardımın Tanrı’dan geldiği gerçeğini kabul ederek alçakgönüllü bir tutumla olmalıdır. 

“Senin kabul ettiğin kurban alçakgönüllü bir ruhtur.” (Mezmurlar 51:17)

Buna paralel olarak İsa Mesih, Samiriyeli kadınla olan konuşmasında Tanrı’ya nasıl tapınılması gerektiğini söyledi.

“Tanrı ruhtur, O’na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar.” (Yuhanna 4:24)

Peki “gerçekte tapınmak” tam olarak ne demek?  Gerçekte tapınmak, Tanrı sözüyle dolmaktır. Bir kişi Tanrı sözüyle beslenirse yaşam bulur ve bunu yaşamına yansıtır. Bu özgürlüktür. Tanrı’nın yolunu bilmek gerçeğin ta kendisidir ve bizi özgür kılar. 

“Eğer benim sözüme bağlı kalırsanız, gerçekten öğrencilerim olursunuz. Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak” (Yuhanna 8:32)

Bunun yanı sıra “ruhta tapınma” kavramını İncil bize şöyle özetler:

“Öyleyse kardeşlerim, Tanrı’nın merhameti adına size yalvarırım: Bedenlerinizi diri, kutsal, Tanrı’yı hoşnut eden birer kurban olarak sunun. Ruhsal tapınmanız budur.” (Romalılar 12:1)

Bu, Tanrı’nın istediği tapınmanın temelidir. Tapınma, Tanrı ile aramızdaki nihai ilişkidir.  İnsana sonsuz yaşamı vermiş olan Tanrı’ya hayatını sunmasıdır. Tapınma Tanrı’ya, yüzeysel ya da gösterişle değil, O’na tüm yüreğimizle yaklaşabilmemiz demektir. İsa Mesih, bu yolu çarmıh aracılığıyla bize açtı ve çarmıh, bizlerin bu noktadan başlayıp ilerlememiz gerektiğine vurgu yapmak için vardır.

O zaman tapınma, yukarıda açıklanan terimin çok daha ötesinde olan bir durumdur. Tapınma, hayranlıkla dolmaktır. Tanrı’nın kim olduğuna ve bizim için yaptıklarına verdiğimiz başlıca yanıttır. Tapınma, gözlerimizi İsa’ya odaklamaktır.

“Gözümüzü imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa’ya dikelim.” (İbraniler 12:2)

Tanrı’yı tanımanın yolu O’na tapınmaktan geçer. Eğer bizi yaratan yüce Tanrı’yı tanımak istiyorsak, hayatlarımızı O’nun ayakları dibine serip, O’nunla zaman geçirirerek O’na tapınmalıyız.