Hristiyanları Aşağılayalım Selfisi

Yazar: İlyas Uyar
Okuma Süresi: 4 Dakika

Kişinin sizi izlemesi, size para kazandırması için ekran önüne çıplak çıkmanız mı gerekiyor? Hiç düşünmeden yapın! Sosyal medyada popüler olma olayı bu fikir üzerinde dönüyor. Sınır yok, toplumsal bir kural yok. Sosyal medyayı takip eden kişinin milli duygularıyla, hisleri ile, arzuları, dürtüleri ile oynuyorlar. Para getirecek, “tıklanma” sağlayacak her şey ama her şey bir malzeme olabilir. Bu anlamda sosyal medyanın bir omurgası yoktur ve haliyle sosyal medyada yapılan paylaşımların ahlaki bir ölçütü de yoktur.

 

Bir tek dini alet etmedikleri kalmıştı, o da oldu…

 

4 kasım akşamı telefonuma bir mesaj geldi; bir arkadaşım bana bir video linki yollamış ve altına da bolca gülme 😂 emojisi eklemiş. Belli ki çok komikli (!) bir video, videoda akıllının biri üzerine papaz kıyafeti geçirerek millete domuz eti yedirmeye çalışıyor. Arkadaşım da bunu komik bulmuş.

 

Benim için bu videodaki içerik oldukça iğrenç, saldırgan ve ofansif idi. Çünkü kişinin kendi inancına mensup insanları günaha düşürmeye çalışması, onların manevi duyguları ile dalga geçmesi ve onların öfkelerinden, kızgınlıklarından prim yapması bir kenara bu saçmalığa Hristiyan inancına mensup insanları da dahil edip ortaya çıkan nefreti ve öfkeyi ikiye katlamak istemesi her şeyden önce ahlaksızlıktır.

 

Bu videoyu yapan arkadaş muhtemelen şunu düşünmüş olmalı: Bu insanlar domuz etinden tiksiniyorlar, ben bu malzemeyi daha da tiksindikleri ve nefret ettikleri birisinin kılığında verirsem daha çok nefret edecekler, daha çok tiksinecekler ve ortaya daha büyük bir nefret ve öfke çıkacak… Peki sonra tam olarak ne olacak ki bu arkadaş dayak yemek, nefret edilmek, küfür edilmek gibi getirileri olan bir davranışı sürdürmek istesin?

 

Ben size söyleyeyim; bu yaptıkları sayesinde para kazanacak. Bu arkadaş nefret uyandırdığı için mutlu oluyor çünkü bu olayı izleyen insanlar ona gülüp başkalarını da bu olaydan haberdar ediyorlar ve onlar da gülüyor. Bildiğiniz dijital dedikodu.

 

Sokak ortasında elbisesi yırtılmış, ayakkabısı olmayan fakir birini ortaya çıkarıp alay edemezsiniz değil mi? Bence mizahın bir sınırı var ve mizah orada yerini ciddiyete bırakır. Bir ihtiyarın kayıp düşmesi, bir canlının öldürülmesi, bir insanın aşağılanması mizahın mizah olmaktan çıktığı yerlerdir. Bunu belirleyen toplumun omurgası veya toplumun ahlaki seviyesi değildir sevgili dostlar, bunu belirleyen insani onurumuzdur. İnsani onur ayaklar altına alındığında mizahın sınırları dışına çıkarız.

 

Hristiyanlık ile ne alıp veremediğiniz var? Boynunuza taktığınız haç ile her türlü ahlaksızlığı pisliği yapıp buna “inanç” demek, aksesuar olarak kullanmak veya buna komedi malzemesi demek akılsızlıktır. Türk toplumunu oluşturan, sıkı sıkıya bağlı olduğumuz ahlaki kurallar vardır. Bu kuralları sokakta, evde dile getiriyoruz, bu kuralları kendimiz ve kendi inancımız için geçerli sayıyoruz ancak iş para kazanmaya, inançlar üzerinden prim yapmaya gelince biz o evdeki inançlı adam olmuyoruz.

 

Ancak bu hassas konular ne zaman dile getirilse herkes bir anda dindar kesiliyor. Hemen “benim babam, dayım, amcam, amcamın oğlu din adamı” cümlesi çıkıveriyor ağızlarından. O zaman ben de şunu söylemek isterim: Sevgili amcacığım, dayıcığım, abiciğim (din adamı olan); oğlunuz, yeğeniniz, kuzeniniz hem sizin hem benim dinimi aşağılıyor. Para kazanmak için inancını rezil ediyor. Para kazanmak için ahlaki değerlerini hiçe sayan bir adam bu arkadaş. Bence sizin yaşadığınız inanç bu adamı etkilememiş. Onda bir uyanışa sebep olmamış.

 

İnancımız olan Hristiyanlık kimsenin prim malzemesi olamaz. Ama maalesef toplum sürekli bize “sizin inancınıza saygı duyuyoruz” yalanını söyleyip bu saygıyı göstermiyor. Seyrettiğimiz filmlerde; üzerinde haç bulunan, insanları üçer beşer öldüren eski dönem filmlerini yere göğe sığdıramayanlar bu yalanı söylüyor. Sosyal medyada elinde domuz sosisi, üzerinde papaz kıyafeti ile inancımızı aşağılayan insanlar bu “saygı duyuyoruz” yalanını söylüyorlar. Hristiyanlar bu imgelerden dolayı toplumda ayrıştırılıyor, nefret söylemlerine maruz kalıyor.

 

Toplumun büyük bir kısmına yayılmış bu ikiyüzlülük için ancak Tanrı’nın hikmetini dileyebiliyoruz. Bizler yine de komşularımız için dua ediyoruz ve onlar için merhamet diliyoruz. Çünkü Tanrı merhametlidir, haksızlığa öfke ile cevap vermez. Umarız toplumumuzun bu kanayan yarası bir an önce şifa bulur.
Esenlikler

Esenlikler