Dağdaki Vaaz ve İsa Mesih’in Doğumu

Yazar: Neslihan Orancı

Her yıl olduğu gibi yine bir yıl bitiyor, yine yılbaşı zamanı geldi. Biz kilisedekiler için Noel zamanı geldi. Her yıl, sonunu iyi bildiğimiz ve sevinç duyduğumuz bir hayat hikayesinin başını yani İsa Mesih’in doğuşunu anıyoruz. Bu sevinçli haberi duymayan kalmasın diye herkesle paylaştığımız bir dönemdeyiz yine. İsa Mesih’in doğumunu kutluyoruz.

 

Hani o çok sevilen filmler yıllar geçince yeniden çekilir, farklı bir bakış açısı ile ele alınır ya, ben de şimdi öyle yapmak istiyorum. Ama bu sefer filmi ortasından başlatacağım. Yazım,  Matta kitabının 5. bölümünden başlayıp 7. bölümünün sonuna dek devam eden, “Dağdaki Vaaz” adıyla bilinen kısım ile alakalı olacaktır.

 

Diyelim ki mahallenizde bir söylenti var. Adamın biri yaşadığı yerde kimin neye ihtiyacı olduğunu biliyor ve herkese yardım ediyor. Herkesin bozulan tesisatını, çatısını, kapısını yani yapabileceği her işini görüyor. İnsanlar, evlerinin önünde dolu market poşetleri bulmaya başlıyorlar. Ama herkes sadece ihtiyacı olduğu kadarını, tam ihtiyaç duyduğu anda buluyor. İşleri tam o anda görülüyor. Söylenti de şu, meğer tüm bunları yapan Kerim abiymiş. Biri geliyor diyor ki, Kerim abi az evvel köşedeki parkta oturmuş tüm mahalleyi ilgilendiren mühim bilgiler veriyormuş. Koşup gittiniz, sizin gibi de tanıdık tanımadık bir sürü kişi toplanmış Kerim abinin konuşmaya başlamasını bekliyor. Belki konuşma sonunda herkese birer dolu poşet verir, kim bilir… Tam bunu düşünürken, Kerim abi başlıyor konuşmaya:

“Dostlar, hepinizin zor durumda olduğunu biliyorum. Ailenizde, evinizde, kimsenin bilmediği sıkıntılarınızndan haberim var. (Bunu duyan herkes duygulanıp, başını önüne eğiyor). Aslında, çevrenizde sizinle aynı sorunları yaşayan birçok kişi var.”

 

Artık birbirinizin arkasından dedikodu yapmayın. Aranızda başkasına yanlışı olmayan, başkası hakkında kötülük düşünmemiş kimse yok. Artık, bu şeyleri bırakın. Zaman birlik olma, birbirinizin açıklarını kapatma, yaralarını sarma zamanı.” (Dinleyenler, birbirine bakıp başlarını sallıyor, “doğru söylüyor valla” diye mırıldanıyorlar ).

 

Kerim abi kalabalığa bakarak konuşmaya devam ediyor, “Yok o çöpünü oraya atmış, yok o atmamış, yok biri diğerinin arabasını çizmiş, başkasının balkonuna halı silkelemiş, yok onun karısı işsiz kalmış, çocukları okulda kavga çıkarmış, onun kocası eve gelmiyormuş…bunları konuşmayı bırakın artık. Biriniz, diğerinin çöpünü gördüyse alsın götürsün atsın. İşsiz kalan varsa, yalnız olan varsa ona bir tas çorba götürün, hâl hatır sorun.”

 

“Bunları, size, “ne bonkör ne cömert” denilsin diye yapmayın, gerçekten bu zor hayatta kendinizde olanı diğerine vermek için, güzel bir söz söyleyip komşunuzun gününü ferahlatmak için, içtenlikle yapın.” Siz bunları yapmaya devam ettiğinizde bazıları size ‘ya boşver onu, ne uğraşıyorsun, o sana hayatta aynısını yapmaz ’’, diyebilir. Bu cümleyi söyleyene bir bakın, kendisi ne yapmış, kime nasıl davranmış, ona göre karar verin. Bir ihtiyacınız olursa bana gelin, ne ihtiyacınız varsa ben veririm. (Kalabalık şaşırıyor! Duydukları doğruymuş, poşetler Kerim abidenmiş gerçekten.)

 

Filmi burada durduralım. Mutlaka anladınız kimden bahsettiğimi değil mi? Kerim abi örneği, dağda İsa Mesih’i dinleyen kalabalıkları anlamamız içindi.

O gün, Dağdaki Vaaz’ı dinleyenler aynı yukarıda verdiğim örnekteki insanlar gibiydiler. İsa Mesih’in iyiliklerini, mucizelerini duymuşlardı, hatta görmüşlerdi ama “beni böyle net ve ağır uyarma yetkisini O’na kim verdi?” diye de kendilerine sormuşlardı. Üstelik Mesih İsa’nın, çarmıhta öleceğini ama üçüncü gün dirileceğini, gözlerinin önünde göğe alınacağını bilmiyorlardı bile, İnsanlık tarihi için, insanın yüreği ve ruhu için yepyeni bir çağın başladığından bihaberdiler.

 

Yazının başında filmin sonunu iyi biliyoruz demiştim. Filmin en sonunda insanlık, Tanrı tarafından tüm kötülükten kurtarılıyor. İçimizden hep, “başka türlü bir şey benim istediğim, ne ağaca benzer ne buluta” dediğimiz ve çok istediğimiz o mükemmel hayatın, ete kemiğe büründüğü filmimiz başlıyor.

 

Bizler, yukarıda anlattıklarımı gerçekleştiren kişinin, aramıza gelmeyi seçtiği günü kutluyoruz Bu Doğuş bayramında, İsa’nın bize her şeyi yapabilecek yetkisi varken, bizim karşımızda, bize birebir seslenerek bu filmden bizi çekip çıkartmak için elini uzatarak bizler gibi biri olmaya, doğmaya razı olmasını kutluyoruz. Bu yıl doğuş bayramını anarken, “Dağdaki Vaaz’ı” bir daha okuyun. Size seslenenin kim olduğunu düşünün. Yaşamı, tüm insanlık için yaptıkları bir film şeridi gibi gözünüzün içinden geçsin. Filmin sonunu biliyorsunuz ancak film daha bitmiş değil. Devam filminin ilk bölümüydü bu okuduklarımız. Hatta Vahiy bölümünü okursanız ikinci filmde ne olacağını da görebilirsiniz.

Rabbimiz! İyi ki bize elini uzattın, bizi uyardın, bizimle yürüdün, bizim yerimize bizim suçumuzu üstlendin, aramızdan ilk dirilen sen oldun! Şimdi de bize yol göstermeye ve bizimle yürümeye devam ediyorsun. İyi ki doğdun İsa Mesihimiz!