KUTSAL KİTAP’A GÖRE DÜNYANIN YAŞI KAÇ?

Yazar: Ferah Uludağ
Okuma Süresi: 6 Dakika

Yaratılış kitabının ilk bölümleri Kutsal Kitap’ın, dünyanın ve insanın yaratılışı hakkında ne öğrettiğini açıklar. Özellikle ilk üç bölüm Kutsal Kitap metinlerine giriş niteliğinde olup, Kutsal Kitap’ın büyük öyküsünün ana temalarını anlatır. Bunun için bu bölümler edebi ve teolojik olarak büyük bir öneme sahiptir.

 

T. Desmond Alexander’in Aden Bahçesinden Vaat Edilen Topraklara: Pentatuk’a Giriş[1] kitabında Yaratılış kitabının ilk üç bölümünü anlamak için iki farklı anlatı olduğundan söz edilir. Bunlardan biri, kuşbakışı olarak bilinen ve 1:1-2:3 bölümleri arasında geçen yaratılışın büyük sahnesine odaklanır; diğeri ise insana odaklanarak 2:4-3:24 bölümleri arasında Adem ve Havva’nın yaratılmasına ve Aden bahçesindeki yaşantılarına değinir. Yani yazar ilk anlatıda bütün yaratılış öyküsünü aktarırken, diğer anlatıda insanın öyküsüne yönelir.

 

Kutsal Kitap’ın ilk sözleri “Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı” diye başlayarak yaratılışta Tanrı’nın olduğunu varsayar. Bu ifade Tanrı’nın yaratılışa sonradan dahil olmadığını, hep var olduğunu ve yaratılışın sahibi olduğunu gösterir. İlerleyen ayetlerde Tanrı’nın karakteri hakkında bazı ifadeler okuruz. Bu ifade ile, O’nun, Her Şeye Gücü Yeten, Güçlü Sözü ile Var Eden ve Yaratılışa İyiliğini Katan niteliklerini görürüz. Dilbilimsel açıdan bakıldığında Yaratılış 1. ve 2. bölümlerde Tanrı, doğrudan konuşarak dünyayı yaratır[2] ve okuyucu dünyaya Tanrı’nın gözünden bakar.

 

 Kutsal Kitap’ın Yaratılış anlatımından yola çıkarak dünyanın yaşı ile ilgili farklı Hristiyan görüşleri bulunmaktadır. Bu görüşler aşağıda kısaca açıklanmıştır:

Takvim Günü Yorumu (Genç Dünya Görüşü): Bu görüşe göre Yaratılış 1’de geçen gün sözcüğü birebir anlamıyla 24 saatlik zaman dilimlerini kapsar. Tanrı dünyayı 6 günde yaratmıştır, bunun için dünya gençtir. Kutsal Kitap’ta kayda geçirilmiş soy kütükleri, insan yaşını matematiksel bir çıkarımla hesaplamayı mümkün kılmaktadır. Soy kayıtları geriye doğru sayıldığında, oluşan zaman çizelgesi İÖ 4000-8000’ne denk gelir ve dolayısıyla dünyanın yaşı 10 bin yıldan fazla değildir. İnsan ve dünya gençtir. 

Genç dünya görüşü gelenek olarak Hristiyanlar arasında en kabul gören yaklaşımdır. Ancak erken dönemlerden beri bu görüşe karşı çıkan bazı kişiler olmuştur. Origen ve Augustinus gibi kilise babaları ve teologlar da bunlar arasındadır. Dünyanın yaşının genç olmasıyla ilgili tespite Kutsal Kitap’taki insanların soy kaydı hesaplanarak ulaşılması bu görüşün en mantıklı yönüdür. Yaratılış’ta geçen ‘gün’ kelimesi, Kutsal Kitap’ın birçok yerinde 24 saati içeren gün anlamına gelmektedir.[3]

 

Fakat bu görüşle ilgili sorun, Tanrı’nın güneş ve yıldızları, dünyayı yaratmasından önce mi yoksa sonra mı yarattığıdır. Eğer güneş dördüncü günde yaratıldıysa, birinci gün yaratıldığında var olan ışık ne anlama geliyordu? Bilimsel olarak bakıldığında ise dünyanın güneş ve yıldızlar olmadan oluşması imkansızdır. Çünkü dünyanın ekosisteminin güneşe ihtiyacı vardır. Dünyadaki doğal dengenin yani canlılığın sürdürülebilmesi güneşin varlığına bağlıdır. Bazı yorumcular bu karışıklığı çözmek için Yaratılış 1:3-5 ayetlerindeki ışığın Vahiy 21:23’de (Yeni Yeruşalim’de) söz edilen Tanrı’nın yüceliğinin ışığı olduğunu öne sürer. Ancak bu yorumla ilgili sorun ilerleyen ayetlerde güneşin yaratılmasıyla bu ışığın geçiciliğini ortaya koymaktadır. Güneş yaratıldıktan sonra Tanrı’nın ışığından söz edilmez. Çünkü günün oluşumunda akşam ve sabah kavramlarından söz edilir. Tanrı’nın ışığının olmadığı yerde bir karanlıktan söz edilebilir, bu yüzden dünyanın belli bir yerinde akşam olması için Tanrı’nın varlığının orada olmaması gerekir. Çünkü Yeni Yeruşalim’de hiç gece olmayacağından söz edilir (Va.21:25). Dolayısıyla Vahiy’de açıklanan Yeni Yeruşalim ile Yaratılış’taki düzen arasında bir farklılık olduğu görülmektedir. Gün eğer gün doğumuyla başlayıp gün batışıyla bitiyorsa, güneş olmadan nasıl akşam ve sabah olabilir? Bir diğer sorun ise altıncı günde yaratılan her şeyin 24 saatlik bir zaman dilimine sığmasının zorluğuyla ilgilidir.

 

Gün-Çağ Görüşü: Bu görüş dünyanın yaşlı, insanların genç olduğunu varsayar. İbranice gün kelimesi Kutsal Kitap’ta 24 saatlik bir zaman dilimini ifade etse de aynı zamanda çağ[4], yıl[5], dönem[6] anlamına da gelecek şekilde kullanılmıştır. Dünyanın yaşı karbon testlerine göre hesaplanır.

 

Yaşlı dünya görüşü İbranicede gün anlamına gelen “yom” kelimesine bağlı olarak gelişmiştir. Yaratılışta geçen bu ifadenin daha çok mecaz anlamda kullanıldığı ve 24 saatlik bir zaman anlamına gelmediği varsayılır. “Akşam oldu sabah oldu” ifadesi sadece zamanın geçtiği anlamını verir. Buradaki günler, uzunluğu belli olmayan ve birbirini izleyen çağ anlamına gelebilir. Bu görüşün güçlü yanı bilimle uyuşmasıdır.

 

Dünyanın yaşlı olmasıyla ilgili zayıf nokta teolojiktir ve insanın günaha düşmesinden önceki ölümle ilgilidir. Bazı hayvan türleri ve bitkiler insanın yaratılmasından önce yaşamış ve ölmüşse, Tanrı günahtan önce hayvansal yaşam için ölümlü bir dünya mı yaratmıştır? Böyle bir durumda ölümlü bir yaratılış motifi ortaya çıkar. Ölüm insanın günaha düşmesiyle var olmadı mı? Romalılar 5:12’de Adem’in günahı ile ölüm arasında sıkı bir bağ olduğundan söz edilir. Her ne kadar, bu bölüm bağlamında bahsedilen ölüm kavramının, insanın sınırlı doğasını belirtmek için bahsedildiği söylense de varılan bu sonuç Tanrı’nın “çok iyi” dediği yaratılışla çelişir. Aynı zamanda, sadece hayvanların yaşadığı çağda insanların henüz yaratılmadığı bir dönemde bir başı boşluk mu vardı? Tanrı insanı yaratılışa egemen kıldıysa, egemeni olmayan sadece amaçsızlığın var olduğu bir dünyadan söz edilebilir mi? Romalılar 8:19-22 bütün yaratılışın günahtan etkilendiğini söyler. Ancak bunun yaratılışa etkileri açık değildir. Bu görüşün diğer zayıf noktası ise ‘yom’ kelimesinin Kutsal Kitap’ta geçtiği çoğu yerde gün anlamına geliyor olmasıdır.

 

Tarihi Yaratılışçılık: Bu görüş ise dünyanın çok eski olduğunu ve uzun bir zamandır var olduğunu savunur. Bu süre milyonlarca yıl olabilir. Gün, 24 saatlik dilimden oluşur. Dünyanın yaşı milyonlarca yıl geriye dayansa da insanlığın yaşı daha kısadır ve 6 ile 10 bin yıl arasındadır.

 

Boşluk Teorisi: Bu görüşe göre dünya çok yaşlıdır çünkü Yaratılış kitabının ilk ayeti ve 2. ayeti arasında uzun bir zaman dilimi geçmiştir. Bu iki bölüm arasında bir zaman kavramı olmadığı için bu aralık milyonlarca yıl olabilir. Bu görüşe göre hem bilim hem de Kutsal Kitap haklıdır.

 

Edebi Yaratılış: Dünya yaşlı, içindeki insanlar gençtir. Bu görüşe göre, Yaratılış kitabının ilk bölümleri şiirsel olduğu için bu bölümde sembolik terimler kullanılır. Yazarın amacı bilgi veya detay vermek değil, bir şeyler anlatmaktır.

 

Tanrısal Evrim Görüşü: Bu görüş evrim teorisini destekler fakat her şeyin ardında Tanrı’nın olduğunu savunur. Bu görüşün ilginç yönü, Kutsal Kitap’ın yaratılış hikayesi ile çelişmesidir, çünkü Kutsal Kitap insanları ve hayvanları Tanrı’nın yarattığını açıkça söyler.

 

Sonuç olarak görülüyor ki Kutsal Kitap’ın bazı bölümlerinde olduğu gibi bu bölümler de farklı yorumlara açıktır. Kişisel olarak Kutsal Kitap’ın Yaratılış 1. ve 2. bölümleriyle ilgili en sade yorumu olan, takvim günü (genç dünya görüşü) yorumuna katılıyorum. Tanrı dünyayı 6 günde yani 24 saatlik bir zaman diliminde yaratmıştır. Dolayısıyla dünya çok eski değildir. Yaratılış kitabının ilk bölümleri şiirsel olsa da gerçek anlamın önüne geçmediğini ve Kutsal Kitap’ın bu konuda açık bir görüş belirttiğini düşünüyorum. Elbette bu görüşle birlikte ortaya çıkan sorular olacaktır, diğer görüşlere karşı açık ve dikkatli yaklaşmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bu konuda kesin görüşler edinip diğer görüşleri dışlamak doğru olmaz. Nitekim Yaratılış kitabının yazılma amacının, evrim ile gelen soruları cevaplamak olduğu söylenemez.

 

Belirtilen bu görüşlerden daha önemlisi, Tanrı’nın dünyayı yaratmış olmasıdır. Üstün gücü ile yoktan her şeyi var etmiştir. Yoktan yaratma sözcüğü için Latince “exnihilio”ve İbranice “bara” ifadeleri kullanılır. Tanrı dünyayı yoktan ve mükemmel bir şekilde yaratmıştır. Günlerin doğası ve uzunluğu konusundaki görüşümüz bu gerçeğin önüne geçmemelidir. Başka görüşleri tanımak ve saygı duymak gerekir. Her bir görüş Tanrı’nın görkemini yansıtmalıdır.

 

Kaynakça:

  1. Alexander, T. D. Aden Bahçesi’nden Vaat Edilen Topraklara: Pentatuk’a Giriş, Grand Rapids: Baker Academic, 2012. “İkinci Kısım: Pentatuk’un Ana Temaları,” bölüm 7-24. İstanbul: GDK.
  2. Brown, Caroline. Farklı Olma Hakkı-Dünyanın Yaşı Tartışması.
  3. http://www.hristiyanweb.com/ders-4-yaratilis/

[1]Alexander, T. D. Aden Bahçesi’nden Vaat Edilen Topraklara: Pentatuk’a Giriş, 2012. “İkinci Kısım: Pentatuk’un Ana Temaları,” bölüm 7-24.

[2] Bkz. Yar.1:3, 6, 9, 11, 14-15, 20, 22; 2:16-18

[3] Yar.7:12; M.Çıkış 13:6, 35:2; Neh.8:18; Mez.96:8; Mat.12:40.

[4] Yar.18:11, 24:1, 47:28; Yeşu 23:1

[5] 1.Kr.1:1; 2.Tar.21:19

[6] Yar.40:4; 2.Tar.15:3