İSA MESİH GERÇEKTEN ÇARMIHA GERİLDİ Mİ?

Yazar: İlyas Uyar
Okuma Süresi: 8 Dakika

İsa Mesih’in ölümü ile ilgili toplumun geneline sirayet etmiş birçok yalan bilgi ve hurafe vardır. Kimileri İsa Mesih’in öldürülmediğini, İsa Mesih’e benzetilen birisinin haç cezasına katlandığını söylüyor. Eğer bu yazıyı okuyan sizler de halk arasında yayılmış olan bu yanlış bilgilere inanıyorsanız, size İsa Mesih’in yaşamı ve ölümü ile ilgili her şeyi İncil’den okumanızı tavsiye ediyorum. Sağ olsun kimse kitap okuyup araştırma gereği duymadığından, birçok kişi İsa Mesih’i, ismi sadece İncil’de veya Kuran’da geçen bir peygamber olarak tanıyor. İsa Mesih, sadece tüm dünyayı etkilemiş bir kişi değildir, O aynı zamanda tarihi bir kişiliktir. Yine de şunu belirtmek gerekir ki İsa Mesih’i sadece ve sadece İncil’i okuyarak anlayabilir ve tanıyabilirsiniz. Eğer halen İncil’i okumadıysanız, İsa Mesih’i tanımamışsınız demektir.

 

İsa Mesih’in ölümü ve dirilişi ile ilgili gerçek (haber, anlayış, düşünce, fikir… adına ne derseniz deyin), sadece İncil’den öğrenebileceğiniz bir fenomen değildir. İsa Mesih tarihe, doğumu ve ölümü ile damga vurmuş, pozitif bilimlerce de varlığı kanıtlanmış birisidir. İsa Mesih, günümüzden 2000 sene önce, Roma yasalarına karşı hiçbir suç işlememişken, dönemin siyasi sorunları yüzünden suçsuz yere öldürülmüştür. Bu gerçeği İncil’den okuyabilirsiniz.

 

 “Pilatus, başkâhinlerle halka,  ‘Bu adamda hiçbir suç görmüyorum’ dedi.” (Luka 23:4)

 “Pilatus üçüncü kez,   ‘Bu adam ne kötülük yaptı ki?’ dedi.  ‘Ölüm cezasını gerektirecek hiçbir suç bulmadım O’nda. Bu nedenle O’nu dövdürüp salıvereceğim.’” (Luka 23:22)

 “Pilatus O’na,  ‘Gerçek nedir?’ diye sordu. Bunu söyledikten sonra Pilatus yine dışarıya, Yahudiler’in yanına çıktı. Onlara,  ‘Ben O’nda hiçbir suç görmüyorum’ dedi.” (Yuhanna 18:38)

 “Pilatus yine dışarı çıktı. Yahudiler’e,  ‘İşte, O’nu dışarıya, size getiriyorum. O’nda hiçbir suç bulmadığımı bilesiniz’ dedi.” (Yuhanna 19:4)

 

Yukarıdaki ayetlerde  de gördüğümüz üzere, İsa Mesih ölümü hak edecek bir suç işlememişken, Yahudi yetkililerin kararı ile zorunlu olarak ölüm cezasına çarptırılmıştır.

 “Ne var ki onlar, yüksek sesle bağrışarak İsa’nın çarmıha gerilmesi için direttiler. Sonunda bağırışları baskın çıktı ve Pilatus, onların isteğinin yerine getirilmesine karar verdi.” (Luka 23:23) 

Bu ayetler şu açıdan önemlidir: O  dönemin siyasi durumuna göre İsa Mesih, büyük bir topluluk önünde yargılanmış ve gelişen olaylar nedeniyle de öldürülmesi zorunluluk halini almıştır.  Nitekim görgü tanıklarının önünde de öldürülmüştür.

 

Tanrı Yalan Söyleyebilir mi?

İsa Mesih’in öldürüldüğü zamanı bilen ve İsa Mesih’i izleyen binlerce kişi olduğunu düşünürseniz, bu gibi bir olayın ve olayın yaşandığı günün o bölge için ne kadar önemli bir durum olduğunu görebilirsiniz. İsa Mesih’in 5000 kişiyi doyurduğunu, körlerin gözlerini açtığını, ölüleri dirilttiğini, insanları iyileştirdiğini İncil’in birçok yerinde okuyabilirsiniz.[1] İsa Mesih’in yaptığı mucizeler, kalabalıkların kitleler halinde onu izlemesine neden oldu:

 

 “(İsa Mesih’in) Ünü bütün Suriye’ye yayılmıştı.” (Matta 4:24)

Bu durumda Tanrı’nın, İsa Mesih’in haça gerilmesini engellemesi, O’nu takip eden kitleleri kandırdığı anlamına gelir. Hele ki, iddia edildiği gibi, İsa Mesih’in çarmıhta görünüşünü böylesi inanmış bir kitlenin önünde değiştirmek, Tanrı’nın adil tavrına ters düşmektedir. Kutsal Kitap’a göre, Tanrı ne yalan söyler ne de insanları kandırır. İnanmış bir insan grubunu, olmayan bir gerçeğe inandırmak yanlıştır.

 

İsa Mesih’in ölümü ve dirilişi Hristiyanlığın temel öğretisidir. İncil’e göre bu temel doktrin, Tanrı’ya olan imanımızı şekillendirir.

 “Mesih dirilmemişse, bildirimiz de imanınız da boştur.” (1. Korintliler 15:14)

Tanrı’nın, bugüne kadar kendisine bu gerçek üzerinden inanmış insanları kandırarak, İsa Mesih’in ölümünü bir yalan üzerine kurmuş olması hem ahlaki açıdan hem de Tanrı’nın karakteri açısından mümkün değildir.

 

Bugüne kadar birçok insan, İsa Mesih’in ölümüne ve dirilişine inanarak hayatlarını bu gerçeğe adamışlar ve bu uğurda canlarını vermişlerdir. Peki sizce, Tanrı’nın tahtının önünde duracak olan bu insanlar, bir yalana inandırıldıklarını, hatta bu yalanın Tanrı tarafından söylendiğini Tanrı’dan duyacaklar mı? Tanrı’nın böylesi bir duruma yol açtığı ve adaletine ters davranıyor olduğu fikri, Tanrı’nın kötülük yapabileceği fikri ile eş değerdir.

 “Ayartılan kişi, ‘Tanrı beni ayartıyor’ demesin. Çünkü Tanrı kötülükle ayartılmadığı gibi kendisi de kimseyi ayartmaz.” (Yakup 1:13)

İsa Mesih’in ölümünün bir yalana dayanıyor olması Tanrısal mantık açısından problemli bir düşüncedir.

 

İsa Mesih’in Öldüğüne Dair Bilimsel Kanıtlar

Yukarıda da belirttiğim gibi, İsa Mesih aynı zamanda tarihi bir kişiliktir. Yaşadığı dönem ve bölge açısından elimizde İncil anlatılarını destekleyecek birçok kanıt bulunmaktadır. Romalı Pagan tarihçiler ve siyaset adamları, İsa Mesih’in yaşadığına ve öldürüldüğüne tanıklık etmektedirler. Birinci yüzyılda yaşamış Yahudi tarihçi Flavius Josephus’un, MS 93-94 tarihlerinde yazdığı “Yahudilerin Eski Eserleri” adlı eserinin günümüzde mevcut olan nüshalarında, İsa’dan iki yerde, Yahya’dan ise bir yerde bahsedilmektedir.[2][3]

 

Josephus’un, “Yahudilerin Eski Eserleri” 18. kitapta İsa hakkında, “Pontius Pilatus tarafından çarmıha gerilmiş bilge bir öğretmen” olarak bahseder. Bu bölüm genel olarak “Testimonium Flavianum” adıyla bilinir.[4] Josephus’un aynı eserinde, İsa ile ilgili bahsi geçen diğer yazın, 20. kitap bölüm 9’da bulunmaktadır. Bu bölümde, Mesih olarak anılan İsa’nın kardeşi “Yakup”tan bahsedilmektedir. Bu bölüm önemlidir çünkü Josephus bu bölümde sadece İsa Mesih’ten ve ilk kilise babalarından olan Yakup’tan bahsetmemiştir;  o dönemde yaşamış ve İncil’de de adları geçen Romalıların isimlerini de bu eserde görebiliriz.

 

Josephus’un eserinde ayrıca İsa Mesih ile aynı dönemde yaşamış, Yahudiler için dönemin en önemli karakterlerinden biri olan “Vaftizci Yahya”dan da bahsedilmiştir. Vaftizci Yahya ile ilgili kayıt, aynı eserin 18. kitabının 5.bölümünde okunabilir. Bu bölümde hem Vaftizi Yahya’yı öldürtmüş hem de İsa Mesih’in ölümü ile ilgili kararda rol oynamış “Hirodes Antipa” ile ilgili ayrıntıları okuruz. İncil’de adı geçen Hirodes Antipa, İsa Mesih’in öldürülmesi ile sonuçlanan yargı sürecinde karar veren yöneticilerden birisidir.[5]

 

Bir diğer kaynak ise, tarihçi ve aynı zamanda Roma senatörü olan Tacitus’un yazdığı “Annals” adlı eserdir. Bu kitap, İsa Mesih’in Pontius Pilatius tarafından idamına ve ilk yüzyıldaki Hristiyanların varlığına değinir. Hristiyanların  inançlarının tarihsel kökenine dair bilgiler içeren bu edebi eserin 15. Kitabının 44.bölümünde İsa’nın idamından bahsedilir.[6] Her iki tarihçi de Romalı Pagan tarihçilerdir. Bu tarihçilerin yazdığı her iki eserde bahsi geçen bölümler, geçerli sayılan ve kabul gören tarihsel bilgiler içermektedir.

 

Coğrafi ve Kültürel Kanıtlar

İsa Mesih’in öldürüldüğü tepe ve doğduğu kasaba günümüzde halen görülebilmektedir. İsa Mesih’in ölümü ile ilgili İncil anlatısında geçen Getsemani Bahçesi, Zeytinlik Dağı, Kidron Vadisi, Valilik Evi gibi coğrafi alanlar ve mekanlar, günümüzde halen ziyaret edilen yerlerdir[7].

İsa Mesih’in ölümünden sonra İncil anlatısında okuduğumuz lahit mezarlara dair ayrıntılar, taş yuvarlanarak mezarın ağzının kapatılması ile ilgili ayrıntılar  yapılan kazılar ile ortaya çıkartılmıştır[8]. İsa Mesih’in kefenlenme yönteminin, o dönemin geleneklerine uygun olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

 

Çarmıh Cezası

Roma tarihinde çarmıha gerilme cezasının en bilindik örneği, Nasıralı İsa’nın ölümüdür. Antik Çağ’da çarmıha gerilme aslında oldukça yaygın bir cezaydı, ancak çarmıha gerilme sonucu ortaya çıkan ve bilinen hiçbir fiziksel kalıntı yoktu. Ancak 1968’de, arkeolog Vassilios Tzaferis, Yehohanan adında çarmıha gerilmiş bir adamın kemiklerini içeren bir Kudüs mezarı kazdı[9]. Keşif, Roma’nın çarmıha germe cezasının acımasız gerçekliğini, yazılı kaynaklarda bile yeterli şekilde açıklanamayan zalimliğini daha önce hiç olmadığı şekilde göstermiştir[10].

 

Elem Yolu

Via Dolorosa, Kudüs’ün eski kentindeki Hristiyan kortej yoludur. Birçok Hristiyan geleneğine göre, Via Dolorosa (Latince “Acı Çekme Yolu” anlamına gelir), Nasıralı İsa’nın ölüm yolunda yürüdüğü yolu açıklamak için kullanılır[11]. Roma devleti bu yolu, ölüm cezasına çarptırılan kişileri şehrin içerisinden geçirerek, öldürülecekleri yere kadar kendi ölüm araçları olan haçlarını taşıtmak için kullanırdı. İsa Mesih bu yolu, şehrin hemen dışındaki Kidron Vadisi’nin karşısındaki Zeytinlik Dağı’ndan, tutuklandığı yer olan Getsemani Bahçesi’nden başlayarak yürüdü. İsa Mesih’in çarmıha gerilme anlatısı[12] bu bahçede tutuklanmasıyla başlar, Via Dolorosa’nın nihai varış yeri olan “Kafatası Tepesi” denilen yerde biter. Kafatası Tepesi (Golgota) Roma devletinin çarmıh cezalarını halkın gözü önünde uyguladığı, şehrin en yüksek tepelerinden biridir. Bölge halen Hristiyanlar tarafından ziyaret edilmektedir.

 

Sonuç Olarak

İsa Mesih’in ölümü; coğrafi, antropolojik, sosyolojik kanıtları ile önümüzde durmaktadır. Elimizdeki kanıtlar, İsa Mesih’in hangi dönemde nasıl öldürüldüğüne işaret eder. O dönemde yaşamış tüm tarihi karakterler, yani İsa Mesih’in ölümünde rol oynamış ve adları İncil’in ilgili bölümlerinde yer alan tüm karakterler, İsa Mesih gibi tarihe geçmiş kişilerdir. İsa Mesih’in ölümü, dünyanın küçük bir köşesinde gerçekleşmiş ve dünya tarihi için küçük bir olay gibi görünse de bugüne kadar etkilediği kitleler ve ortaya çıkarttığı toplumsal etkiler çok büyüktür.

 

Elimizdeki tarihi ve coğrafi kanıtları bir kenara bırakıp Tanrı’nın karakterini düşünerek hareket edersek bile İsa Mesih’in çarmıha gerilme olayının gerçekten var olduğunu görebiliriz. İsa Mesih ölüp dirilmişse, bu O’nun Tanrısal bir varlık olduğunu gösterir; İsa Mesih ölüp dirilmişse, bu O’nun kudretli bir varlık olduğunu gösterir ve eğer İsa Mesih ölüp dirilmişse, O’na ve cennetine iman edenler boş bir şeye iman etmemiş demektir.

 

İsa Mesih:

 “İsa ona, ‘Diriliş ve yaşam Ben’im’ dedi. ‘Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır…’” diyor. (Yuhanna 11:25)

Yukarıdaki ayetin ışığında, İsa Mesih’in dirilişinin, O’nun kimliğinin bir parçası olduğunu hatırlamamız yararlı olacaktır.


[1] Mat_9:29 Mat_4:24 Mat_12:22 Luk_17:19 Luk 8:54

[2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Josephus’un_eserinde_İsa

[3] Feldman, Louis H.Hata, Gōhei, (1987). Josephus, Judaism and Christianity. BRILL. ISBN 978-90-04-08554-1.

[4]Maier, Paul L. (2007) 336-337. Eusebius: The Church History. ISBN 978-0-8254-3307-8.

[5] Luk_23:7 Mat_14:4

[6] P. E. Easterling, E. J. Kenney (genel editörler), Cambridge Latin Edebiyatı Tarihi, sayfa 892 ISBN 0-521-21043-7

[7] Ken Dark ISBN 9780367542191 16 Eylül 2020  Routledge 284.sayfa 18.sütun

[8] https://www.biblicalarchaeology.org/daily/archaeology-today/biblical-archaeology-topics/how-was-jesus-tomb-sealed/

[9] Vassilios Tzaferis’in” Çarmıha Gerilme-Arkeolojik Kanıtlar” ilk olarak İncil Arkeoloji İncelemesi, Ocak / Şubat 1985, 44-53’te yayınlandı.

[10] https://www.biblicalarchaeology.org/daily/biblical-topics/crucifixion/a-tomb-in-jerusalem-reveals-the-history-of-crucifixion-and-roman-crucifixion-methods/

[11] Jerome Murphy-O’Connor, Kutsal Topraklar: Bir Oxford Arkeoloji Rehberi, beşinci baskı (Oxford: Oxford University Press, 2008).

[12] Luka 22.Yuhanna 18.Matta 26.Markos 14.bölüm