NEREDEN ÇIKTI BU ÜÇLÜ BİRLİK (TESLİS)?

Yazar: Bayram Erdem
Okuma Süresi: 7 Dakika

Tevhit terimi Kuran’da geçmediği gibi, Teslis (Üçlü Birlik) terimi de ne Yeni Antlaşma’da ne de Eski Antlaşma’da geçer. Ancak hem Eski hem Yeni Antlaşma’da -yani tüm Kutsal Kitap’ta- Tanrı’nın Birliği, tek oluşu kuvvetle vurgulanmasına karşın, Tanrı için kullanılan kelimeler ve Tanrı’nın konuşmasındaki bağlamlar göz önüne alındığında, Tanrı’nın varlığında birden fazla kişi, karakter olduğu net ve açıktır. Ayrıca Yeni Antlaşma’da, İsa Mesih’in karakterine, yetkilerine, sıfatlarına baktığımızda[1] ve bunların üzerine Baba Tanrı, İsa Mesih ve Kutsal Ruh[2] için söylenenlerini okuduğumuzda,[3] Tanrı’nın tek olduğuna ve bununla beraber içinde 3 kişiyi barındırdığına yani Üçlü Birlik gerçeğine ulaşmamız kaçınılmaz olur.

 

Eski Antlaşma’da Baba, Oğul ve Kutsal Ruh ayrımları keskin olarak karşımıza çıkmamakla beraber, Tanrı içinde bir çokluk olduğu Yahudi teolog ve ilahiyatçıları tarafından da fark edilmiş ve ¨Kelam¨, ¨Rabbin Meleği¨ gibi kavramlarla bunlar izah edilmeye, açıklanmaya çalışılmıştır.

Teslis’e Eski Antlaşma’dan birkaç örnek vermek gerekirse:

“Tanrı (Elohim),Kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım’ dedi, Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.” (Yaratılış 1:26)

 

Bu ayetin orijinal dili İbranicede Tanrı için kullanılan kelime “Elohim”dir ve kelime dilbilgisi açısından üç ya da daha çok Tanrılar anlamına gelir; ancak cümlenin sonundaki “dedi” yüklemi tekildir. Cümlede “dedi” yüklemini kullanılırken, Tek tanrı için ¨Eloha¨, iki Tanrı için ¨Eloheim¨ (İbranice’de de Arapçada olduğu gibi 2’li çoğul için özel kelimeler vardır) öznesini kullanması gerekirdi. Eski Antlaşma’da “Elohim” kelimesi başka birçok ayette geçer ve yüklem her zaman tekildir. Bu ilk bakışta gramer hatası gibi gözükse de Tanrı’nın varlığındaki çoklu birlik göz önüne alınınca kullanım hata olmaktan çıkar.

 

Bir başka örnek:

“İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü. İbrahim karşısında üç adamın durduğunu gördü. Onları görür görmez karşılamaya koştu. Yere kapanarak, ‘Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma’ dedi.” (Yaratılış 18:1-3)

Görüldüğü üzere ayette, RAB (YHV) “kendisine göründü” (tekil yüklem) demesine ve İbrahim üç kişi görmesine rağmen yüklem tekildir.

 

Bir diğer örnekte ise Mezmur yazarı iki Tanrı varmış gibi konuşmaktadır:

“Ey Tanrı, tahtın sonsuzluklar boyunca kalıcıdır,

Krallığının asası adalet asasıdır.

Doğruluğu sever, kötülükten nefret edersin.

Bunun için Tanrı, senin Tanrın, Seni sevinç yağıyla Arkadaşlarından daha çok meşhetti.” (Mezmurlar 45:7)

 

Bir başka örnek de Daniel peygamberin kitabında geçer:

“Gece görümlerimde insanoğluna benzer birinin göğün bulutlarıyla geldiğini gördüm. Eskiden beri var Olan’ın yanına doğru ilerledi, O’nun önüne getirildi. Ona egemenlik, yücelik ve krallık verildi. Bütün halklar, uluslar ve her dilden insan ona tapındı. Egemenliği hiç bitmeyecek sonsuz bir egemenlik, krallığı hiç yıkılmayacak bir krallıktır.” (Daniel 7:13-14)

 

İsa Mesih, Daniel peygamberin burada kullanmış olduğu insanoğlu”(asla âdemoğlu tabirini kullanmaz) tabirini kendisi için sıkça kullanır. Hatta küfre girmek ile suçlanmasının ve ölüme mahkûm edilmesinin sebeplerinden biri budur. İsa Mesih tapınakta Başkahin ve kahinler tarafından yargılanırken yine bu tabiri kendisi için kullanmasından dolayı öldürülmüştür. Bu tabir ile Tanrısallığını ortaya koyduğu için, uluslardan insanların O’na tapınacağını bildirdiği için (2000 sene sonra bunun tarihte her bakımdan gerçekleştiğini net bir şekilde görebiliyoruz) Başkahin elbisesini yırtmış, kahinlerle beraber O’nun küfre girmekle suçlamış ve ölüm cezasına çarptırmıştır (Markos 14:60-62).

 

Bir diğer örneği ise İsa Mesih’in dünya yaratılmadan önce var olduğunu (Tanrı’nın ezeli ve ebedi sıfatı) kökeninin zaman öncesine dayandığını söylediği zaman görürüz:

“İsa, ‘Size doğrusunu söyleyeyim, İbrahim doğmadan önce ben varım’ dedi. (Yuhanna 8:58)

“İsa: ‘Baba, dünya var olmadan önce ben senin yanındayken sahip olduğum yücelikle şimdi beni yanında yücelt.’” (Yuhanna. 17:5)

Bu hakikat Eski Ahit peygamberleri tarafından dile getirildiği gibi Peygamber Yahya ve Yeni Ahit elçileri tarafından da onaylanmıştır. [4]

 

Bir diğer dikkat çeken hususta Mesih İsa’nın kendisine tapınıldığında bunu kabul etmesi, Kendi adıyla Kendisinden istenildiğinde dualara cevap vereceği ve hatta 2 ya da 3 kişi O’nun adıyla bir araya gelindiğinde O’nun da onlarla beraber orada olacağını söylemesidir.[5] İsa Mesih Tanrı’nın her yerde olma sıfatının kendisinde de bulunduğunu açıkça ilan eder.  İsa Mesih, Kutsal Ruh’un da imanlıların arasında ve içinde yaşayacağını, onlara Yardımcı olacağını, onları yönlendirip, ayetleri hatırlatarak ikna edeceğini bu şekilde kendisini yücelteceğini bildirir.[6] Kuşku yok ki bunlar tamamen tanrısal özelliklerdir. [7]

 

Mesih İsa günahları bağışladığı gibi yargı günü bulutlar içerisinde geleceğini (Eski Antlaşma’da Tanrı için kullanılan bir tabirdir), Baba nasıl yüceltiliyorsa Oğul da aynı şekilde yüceltilmesi için görkemli tahtına oturup insanlığı yargılayacağını da açıkça dile getirmiştir. [8]

Bir diğer kayda değer husus ise Eski Antlaşma’da Tanrı için kullanılan sıfatlar ve unvanları İsa Mesih kendi için tekrarlar. Bunlardan bazıları şöyledir: Çoban, Işık, Tek Kurtarıcı, Kaya, Sığınak, Yaşam Kaynağı, Hayat Veren, Her Zaman Her Yerde Olan vb…[9]

 

Referans ayetlerle gözler önüne sermek istediğimiz son bir nokta da Oğul’un ve Kutsal Ruh’un Baba’dan çıkıp dünyaya gelmeleri, Baba ile bir olmaları ve imanlıların onlar adıyla dua edip ve vaftiz olmaları çağrısıdır.

 “Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin;” (Matta 28:19)

 Tabii ki Tanrı’dan başkasına kulluk edilemez ancak Kutsal Kitap’ın büyük bölümünde hem kendisine hem de Kutsal Ruh’a kulluk edebileceğimizi söyleyen birçok ayet ve referans bulunmaktadır.[10]

 

Kişisel olarak Teslis’i kavramamda bana en çok yardımcı olan ünlü kilise babası Tertullianus’un (İ.S.160-225) güneş örneğidir. Başta şunun altını çizmek gerekir ki hiçbir örnek mükemmel bir şekilde konuyu izah edemez ancak benzetmede hata olmaz. Bu örnekte Tanrı güneşe benzetilir, Baba Tanrı, güneşin kendisi gibidir, Oğul ışığı, Kutsal Ruh ise ısısı gibi, kaynaklarını Baba’dan alırlar ve Baba’dan çıkıp dünyaya gelerek insanlığa ulaşırlar. Her ne kadar ışığı ve ısısın da ayrı ayrı bahsedebilsek de güneş tektir. Aynı şekilde Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’tan da ayrı ayrı bahsedebiliriz ancak Tanrı tektir.

 

Mesih İsa’nın Tanrısallığını anlamak, bizim için Tanrı’nın Üçlü Birlik doğasını kavramak ve iman etmek açısından çok önemli bir noktadır.

Mesih İsa’nın yüceliğini tek bir yazıda anlatmak ve yeteri kadar referans ayet vermek imkansızdır. Ancak her ne kadar Tanrı’nın doğasının gizemini anlamaya çalışsak da bazen bu çaba bir karıncanın insanı kavramaya çalışmasından öte geçememektedir. Tanrı gizemlidir ve biz günahkâr kullar kendi çabamızla Tanrı’ya yaklaşamayacağımız ve O’nu göremeyeceğimiz gibi O’nun kendisini bize açtığı kadar O’nu anlayabiliriz. Eski Antlaşma’da fark ettiğimiz Tanrı’nın Üçlü Birliği ile ilgili gerçek, Yeni Antlaşma ile birlikte biraz daha ortaya çıkmıştır. Yine de yüreklerimizde buna tam ikna olmak için Kutsal Ruh’un yardımına ihtiyacımız olacaktır. Bu konuda dua edebiliriz.

 

Yazımızı tamamlarken sizi İsa Mesih’in Tanrılığını açıkça ilan eden şu ayetlerle baş başa bırakıyorum:

“Mesih İsa’daki düşünce sizde de olsun. Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı. Bunun için de Tanrı O’nu pek çok yükseltti ve O’na her adın üstünde olan adı bağışladı. Öyle ki, İsa’nın adı anıldığında gökteki, yerdeki ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için İsa Mesih’in Rab olduğunu açıkça söylesin.”  (Filipililer 2:5-10)


[1] Yuhanna 20:28; Luka 1:43; Filipililer 3:8 

[2] Elçilerin İşleri 5:4; Romalılar 9:5

[3] Yaratılış 1:26; Yaratılış 3:22; Luka 3:21 

[4] Bkz. Mik. 5:2; Yşa. 44:6; Neh. 9:5; Yu. 1:1; Yu. 1:15; Va. 1:8; Va. 21:6; Yu. 8:58 (¨İb-

[5] Mat_18:20 

[6] Yuhanna_14:26

[7] Bkz. Mat. 14:33; Mat. 28:9; Lu. 24:52; Yu. 14:14; Yu. 20:28; Va. 5:14; Mat. 18:20; Yu. 14:16-17; Yu. 15:7; 16:24; Elç. 2:1-3; Rom. 8:9-11.

[8] Bkz. Mar. 2:5; Mat. 19:28; Mat. 25:31; Yas. 33:26; Mez. 68:4,33; Yer. 4:13; Yşa. 19:1, Ağı. 2:1; Ağı. 3:44; Hez. 1:4; Hez. 30:3; Mat.28:18; Yu. 5:19,27; Mez. 96:13; Yu. 5:22

[9] Bkz.  [Mez.  23; Vai.  12:11; Yu.  10:11-16]; [Mez.  27:1;  Yu.  8:12]; [Ey.19:25; Mez. 18:2; Mez. 19:14; Mez. 140:7; Yşa.43:1,11; Yşa.63:16; Hoş.13:4; Sef. 3:17; Zek.9:9; Lu.1:46-47, 69-71; Lu. 2:10-11; Yu. 4:42; Elç. 5:31, Lu. 20:17;

Mat.11:28; Yu.6:37; Mez.36:9;  Yu.   6:35,48;53; Yu.   8:12]; [Yar.  2:7; Yu.   5:21 Yu.10:28]; [Yar. 1:1; Mez. 139:8; Ma.18:20]

[10] Bkz. Yu.  8:42; 13:3; 16:27-28; 17:8; Yu.  15:26; Mar.  13:22; Yu.1:18; 5:19-20; Mat. 28:19; Mar. 3:28-29; Luk. 3:21-22; Rom. 8:27; 2. Ko. 13:14; Ef.4:30; Ef. 6:18; İbr. 3:7-8; Yah. 1:20