Ruhun Ürünü

Yazar: Davut Günbaş
Okuma Süresi: 8 Dakika

İsa Mesih’in çarmıhta gerçekleştirdiği kurtuluşu kabul eden birisi için artık yeni bir yaşam başlar. Artık bu yeni yaşamda, iman edenlerin hayatında belirgin şekilde görülmesi gereken erdemler olmalıdır.

 

İncil bize imanın eylemlerinin olması gerektiğini, aksi takdirde eylemsiz olan bir imanın ölü olduğunu söyler. Bu yazımızda, her iman edenin hayatında olması gereken ve Galatyalılar mektubunda bahsedilen Ruh’un meyveleri olarak adlandırılan  erdemlerin neler olduğuna bakacağız.

           Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir. Bu tür nitelikleri yasaklayan yasa yoktur.” (Galatyalılar 5:22-23)

 

Hristiyan yaşamında yukarıda geçen meyvelerin önemi büyüktür. Öyle ki ruhsal yolculuğun anlamı, kime ait olduğumuzun cevabı bu erdemlerde anlam kazanır; ayrıca bu erdemler sosyal ilişkilerin güçlenmesi adına da bizleri ilerletir.

 

İncil’in Galatyalılar mektubunda geçen bu bölümde, Ruh’un ürününden önce bize bunlara zıt olan benliğin işlerinin koca bir listesi verilir.

            “Benliğin işleri bellidir. Bunlar fuhuş, pislik, sefahat, putperestlik, büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgın eğlenceler ve benzeri şeylerdir. Sizi daha önce uyardığım gibi yine uyarıyorum, böyle davrananlar Tanrı Egemenliği’ni miras alamayacaklar.” (Galatyalılar 5:19-21)

 

Burada hem cinsel hem dinsel hem de sosyal günahlardan söz edilir ve bunların sonucunda Tanrı’nın egemenliğine asla girilememesi ile ilgili bir uyarı vardır. Ayetin sonunda “ve benzeri” demesi bu listenin uzayabileceğinin işaretidir. Aslında birçok insanın özgürlük olarak adlandırdığı eylemlere İncil, kesinlikle ölüme götüren kapılar gözüyle bakar ve ölüme götüren bu listenin hemen ardından ayetin devamında Ruh’un etkinliği ile yaşama nasıl koşabileceğimizi öğretir.

 

Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir. Bu tür nitelikleri yasaklayan yasa yoktur.” (Galatyalılar 5:22-23)

Ayrıca Ruh’un ürünü için kullanılan kelimede çoğul bir ek yoktur ve tamamen tek Ruh’a ait olan ürün olarak adlandırılır. Bu 9 meyveden oluşan her bir erdem aslında bir bütün olarak belirtilir. Hristiyan olmayan biri kendinde olan özellikleri sıralayabilir ama sayacağı erdemler Ruh’a ait değilse kişinin imanının eksik ve zayıf olması kaçınılmazdır.

 

Bu erdemlere yakından bakmamız daha iyi anlamamız için yararlı olur.

 

Sevgi

Ayetteki listede, “sevgi”nin ilk sırada olmasından diğer bütün meyvelerin sevgiden oluştuğunu ve sevginin önemli bir erdem olduğunu anlayabiliriz. Sevgi olmadan ses çıkaran bakırdan ya da çınlayan zilden farkımız kalmaz.

Ruh’un verdiği armağanlar vardır ve bu armağanlar sevgi olmadan kullanılamaz. Çünkü sevgi son derece önemlidir ve bunu anlamak bizler için de oldukça önemlidir. Anladığımız takdirde hiçbir armağanın sevgisiz kullanılmayacağını görebiliriz.

Örneğin, yumuşak huylu olmayı deneyen biri bunda başarılı olduysa bundan ötürü gurur duyabilir. Durum böyle olduğundan alçakgönüllülüğünü ve dolayısıyla  yumuşak huyluluğunu kaybeder.

 

Sevinç

Sevinç, Rab İsa Mesih’in hayatlarımızda olmasını istediği bir meyvedir. Sevincimiz olsun diye İsa Mesih gelmiştir. Dünyasal olarak sevinç, geçici eğlenceler ya da zevkler olarak bilinse de İncil asıl sevincimizin Rab’de olduğunu söyler.

Bu erdem ile ilgili Habakkuk peygamber, içinde bulunduğu koşulların zorluğunda bile nasıl sevinçli olunacağını şu ayetlerle aktardı:

“Tomurcuklanmasa incir ağaçları,  
Asmalar üzüm vermese,  
Boşa gitse de zeytine verilen emek,  
Tarlalar ürün vermese de,  
Boşalsa da davar ağılları,  
Sığır kalmasa da ahırlarda,  
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim,  
Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.”  (Habakkuk 3:17-18)

Bir Hristiyan, dünyasal zorlukların geçici olduğunun farkında olmalı ve her durumda İsa Mesih’e bakıp O’nda olan umuduyla sevinmelidir.

“Bu nedenle şimdi kısa bir süre çeşitli denemeler sonucu acı çekmeniz gerekiyorsa da, sevinçle coşmaktasınız.”  (1.Petrus 1:6)

 

Esenlik

Esenlik, sağlık ve mutluluk içinde bulunma durumudur. Sadece Mesih bize içimizin derinliklerine işleyecek olan esenliği verebilir. Tanrı bizlere tüm insanlara esenlik dilememizi, bulunduğumuz ülkenin esenliği için çalışmamızı söyler. Ayrıca esenlik dilerken eğer karşı taraf bunu reddediyorsa, o esenliğin bizim üzerimize geleceğini söyler.

“Hangi kent ya da köye girerseniz, orada saygıdeğer birini arayın ve ayrılıncaya dek onunla kalın. Onun evine girerken, evdekilere esenlik dileyin. Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.”  (Matta 10:11-13)

Ayrıca Müjde demek esenlik demektir. İncil, “Böylece imanla aklandığımıza göre Rabbimiz İsa Mesih sayesinde Tanrı ile barışmış oluyoruz” der. Bu insanların asıl ihtiyacı olan esenliktir. Çünkü yaşam kaynağımız Tanrı’dır. İsa Mesih, dünyanın eksik ve geçici bir esenlik vereceğini, kendisinde olan esenliği tamamlayıcı olarak vereceğini vadetmiştir.

“Size esenlik bırakıyorum, size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.” (Yuhanna 14:27)

 

Sabır

 Aslında birçok insanın eksik ve zayıf olduğu bir meyvedir ve insanlar bu erdeme baktıklarında Ruh’ un yönetiminde yaşamaları gerektiğine ne kadar ihtiyaçları olduğunu anlayabilirler.

Bir vaiz, sabır taşını düşündüğü zaman kapkara bir taş olabileceğine inandığını söylemişti. Çünkü sürekli dertle kederle dolu olduğu için rengi kararır. Oysa Ruh’a ait bir erdem olarak bakıldığı zaman sabır, umudun anahtarıdır. Böylelikle sabır taşımız kararmadan yerimizde durabiliriz.

İsa Mesih tohum benzetmesini öğrencilerine açıkladığı zaman iyi toprağa düşen tohumla ilgili şunları söyledi:

“İyi toprağa düşenler ise, sözü işitince onu iyi ve sağlam bir yürekte saklayanlardır. Bunlar sabırla dayanarak ürün verirler.” (Luka 8:15)

Ürün vermek ise Tanrı’nın hoşnutluğuyla olur, bu yüzden İncil sabra dayanma gücü de der.

“Yalnız bununla değil, sıkıntılarla da övünüyoruz. Çünkü biliyoruz ki, sıkıntı dayanma gücünü, dayanma gücü Tanrı’nın beğenisini, Tanrı’nın beğenisi de umudu yaratır.” (Romalılar 5:3)

Şefkat ve İyilik

Tanrı iyi ve şefkatlidir. Bu yüzden halkının da kendisine benzemesine özlem duyar.

Şefkat burada bir babanın ya da annenin çocuklarına olan sevecenliğini de vurgular.

“Bir baba çocuklarına nasıl sevecen davranırsa,  
RAB de kendisinden korkanlara öyle sevecen davranır.”  (Mezmurlar 103:13)

 

Bağlılık

Bu meyve farklı dillerde sadakat anlamı da taşır. Evli biri eşine bağlı olmalı, çalışan biri işine ve patronuna sadık olmalı. Bir kilise üyesi kilisesine sadakatle bağlı olmalı. Kişi neredeyse ve ne yapıyorsa o yere ve yaptığı eyleme sadık olmalıdır.

Sadakat konusu Tanrı için en önemli konulardan birisidir. Kutsal Kitap’a bakınca Tanrı, özellikle Yeremya 13. bölümde, Tanrı, sadakatsizliği yüzünden İsrail’i “Dönek İsrail ve Hain Yahuda” olarak adlandırır. Onların başka putlara yöneldiğini söyler. Tanrı’nın kendisinde olan ve doğal olarak bizden beklediği meyve sadakattir. Kutsal Kitap Tanrı’ya bağlı olmamızı ve bu bağlılığın Tanrı’nın temel isteği olduğunu söyler. Çünkü O’na bağlı kalmakla birlikte hem Tanrı’yı tanıma yolculuğunda büyük ilerleme kaydederiz hem de O’nun hoşnut olduğu bir yaşam sürebiliriz.

“Çünkü ben kurbandan değil, bağlılıktan hoşlanırım,  
Yakmalık sunulardan çok beni tanımanızı isterim.”  (Hoşea 6:6)

Ayrıca Tanrı’ya bağlı kalmakla birlikte iblisin hilelerine karşıda durabiliriz.

“Bunun için Tanrı’ya bağımlı olun. İblis’e karşı direnin, sizden kaçacaktır.”  (Yakup 4:7)

 

Yumuşak Huyluluk

 Bu erdem her şeye evet demek değildir. Yumuşak huylu olan 2 adam vardı. Bunlar Musa peygamber ve Rab İsa Mesih’ti.  Belki, “Musa dağdan inip halkın altın buzağıya tapındığını görünce onlara disiplin uyguladığında O’nun yumuşak huyluluğu neredeydi” diye düşünülebilir (Mısır’dan Çıkış 32. bölümde bunu görürüz). Ama Musa yumuşak huyluydu. Bunu Musa’nın İsraillilerle geçirdiği bütün zamanlarını gözden geçirerek anlayabiliriz.

İsa Mesih para bozdurucuları tapınaktan kovduğunda yumuşak huylu mu davrandı? Yumuşak huyluluk, günaha göz yummak ya da zayıflık demek değildir. Yumuşak huyluluk Tanrı’nın isteğini yapacağınız, kendi isteminizi Tanrı’nın istemine teslim edebileceğiniz anlamına gelir.

İsa Mesih İncil’de kendisinin yumuşak huylu olduğunu söyledi.

“Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm.  Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur.”  (Matta 11:28-29)

Ayrıca İsa Mesih’in meşhur Dağdaki Vaazı’nda da yumuşak huyluluk konusunda vaatte bulunmuştur.

“Ne mutlu yumuşak huylu olanlara!  
Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar.” (Matta 5:5)

 

Öz Denetim

 Bu son meyvemizdir. Günümüzde Mesih imanlılarının öz denetimli olmaları çok önemlidir.

Öz denetim konusu çok üzerinde durulmayan, gerek normal zamanlarda gerek kriz zamanlarında insanların bahanelerini çokça belirttiği için uzakta olan bir erdemdir. Ancak bilgeliğin temeli Rab korkusudur ve Rab korkusu da insana öz denetimi aşılar. Tanrı, Kutsal Ruh’la birlikte bu erdemi de bizlere vermiştir. O halde bunu hayatımızda etkin bir şekilde kullanmamız gereklidir.

“Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.” (2. Timoteos 1:7)

 

Kutsal Ruh’tan aldığımız bu meyveler sayesinde, Mesihsel bir yaşam düzeni oluşturabiliriz.

Yaşam düzeni çerçevesinde hareket etmek Tanrı’yı hayatımızın merkezinde tutmamıza yardımcı olur.

Çünkü İsa dedi ki, “Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız’ı yüceltsinler!” (Matta 5:16)

 

Ruh’un meyveleri hayatımızı aydınlattığı gibi etrafımızı da aydınlatır ve bu sayede kime ait olduğumuzu sadece sözlerimizle değil eylemlerimizle de ilan etmiş oluruz.

 

Bu meyvelerin kaynağı Tanrı’dır. Her ağacın meyvesi köklerinden aldığı sudan kaynaklanır. Biz de Tanrı’dan beslenerek bu erdemlere sahip olabilir ve iyi meyve veren sağlam ağaçlar haline gelebiliriz. Tanrı sözü bu konuda şöyle der…

“Ne mutlu o insana ki, kötülerin öğüdüyle yürümez, Günahkârların yolunda durmaz, Alaycıların arasında oturmaz. Ancak zevkini RAB’bin Yasası’ndan alır Ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür. Böylesi akarsu kıyılarına dikilmiş ağaca benzer, Meyvesini mevsiminde verir, Yaprağı hiç solmaz. Yaptığı her işi başarır.” (Mezmurlar 1:1-3)

 

İsa, O’na bağlı kalırsak meyve vereceğimizi söyledi.  Bu nedenle imanlı olan bizler, Tanrı’ya bağlı ve O’na sadık bir yaşam sürmeliyiz. Böyle bir yaşamla kazanacaklarımızı Yuhanna bölümü açıklamıştır:

“Ben asmayım, siz çubuklarsınız. Bende kalan ve benim kendisinde kaldığım kişi çok meyve verir. Bensiz hiçbir şey yapamazsınız. Eğer bende kalırsanız ve sözlerim sizde kalırsa, ne isterseniz dileyin, size verilecektir. Babam çok meyve vermenizle yüceltilir. Böylelikle öğrencilerim olursunuz.”  (Yuhanna 15:5,7-8)