HRİSTİYANLAR YAHUDİLERİ NASIL GÖRÜRLER?

Yazar: Bayram Erdem
Okuma Süresi: 6 Dakika

            Hristiyanların Yahudileri nasıl gördükleri,  Tanrı’nın Yahudileri nasıl gördüğüyle alakalıdır. İlk sormamız gereken soru; Tanrı bu halkı niye ve nasıl seçti? “Tanrı Halkı” olma ayrıcalığı niçin onlara verildi? Tanrı’nın onlardan beklediği neydi? Tanrı’nın halkı olarak anılmalarına rağmen, İsrailoğullarından, Mesih’e iman etmeyenlerin durumu nedir? Bu sorulara cevap verildiğinde İsrail oğulları ile ilgili tüm her şey netleşmiş olacaktır.

 

            Hristiyanlar için bu soruların cevabı aslında İncil’in içinde net bir şekilde ele alınır. Bu yüzden bizler için sorulara cevap vermek bir açıdan kolaydır. Romalılar Mektubunun 9, 10 ve 11. Bölümleri, Tanrı’nın seçilmiş halkı olan İsrailoğullarını nasıl görmemiz gerektiği hakkındadır. Bu bölümlerden bir öğreti çıkarmaya başlamadan önce, İsrailoğullarının ne amaçla ‘Tanrı Halkı’ olma ayrıcalığına kavuştuklarına bakmak çok yararlı olacaktır. Aslında bu konu, Yaratılış ve Mısır’dan Çıkış Kitaplarının büyük bir kısmını kapsar.

 

            İsrailoğulları ile ilgili anlatı, İbrahim ile başlar. Çok detaya girmeden anlatmak gerekirse: Tanrı İbrahim ile bir antlaşma yapar ve ona, oğul, sayılmayacak kadar büyük bir soy/ulus (Tanrı Halkı) ve ülke (toprak) vaadinde bulunur. İbrahim Tanrı’nın bu vaatlerine iman eder, bu ona doğruluk sayılır ve sonuna kadar da bu imanına göre yaşar. İbrahim’den, vaat çocuğu olarak İshak ve İshak’tan da Yakup doğar. Yakup’un diğer adı İsrail’dir (‘Tanrı ile güreşen’ anlamına gelir). İsrailoğulları demek aynı zamanda Yakupoğulları demektir. Yakup’un 12 oğlu da İsrail’in 12 oymağı olurlar. Ancak büyük bir ulus olmaları Yusuf aracığıyla gittikleri Mısır’da gerçekleşir ve yaklaşık 250 sene sürer . Musa döneminde yaklaşık 2 milyona ulaşmış esaret yaşayan, Firavunların eli altında ezilen, acı çeken bir halk haline gelmişlerdir. İşte tam bu noktada Tanrı, İbrahim’e verdiği söz uyarınca, Musa’ya halkını vaat edilmiş topraklara götürmek üzere Mısır’dan çıkarması için görev verir. Musa, Firavun’a ya da Mısırlılara inanmaları için bir din getirmez. Onun vazifesi; Tanrı’nın, tüm uluslar arasından Kendisine halk ve kahinler topluluğu olmak üzere seçtiği bu insanları vaat edilmiş topraklara götürmektir. Mısır’dan başlayan bu hareket Tanrı’nın tüm dünyayı kurtarmak için tasarladığı bir plandı. Halk Mısır’dan çıktıktan sonra Tanrı’ya kurbanlar kesip bayram yaptılar. Tanrı kudretli gücü ve mucizeler ile bu halkı esaretten kurtarmıştı ve Tanrı İsrail oğulları ile çok önemli bir antlaşma yapmak üzereydi. Musa aracılığıyla yapılan bu antlaşmaya göre Tanrı İsrailoğullarına bir Yasa verecekti ve eğer bu halk bu Yasa’ya layığıyla uyarsa Tanrı halkını alabildiğine bereketleyecekti. Böylelikle diğer uluslar da anlayacaklardı ki İsrail halkının Tanrı’sı gerçek Tanrı’dır ve kendi putları sahte tanrılardır, böylelikle bu halklar da gerçek Tanrı’ya gelecekler ve İsrailoğulları’nın Tanrı’dan aldıkları ruhsal bereketlere de ortak olacaklardı. Ancak eğer İsrailoğulları bu Yasa’yı çiğner, Tanrı’ya şirk koşar, yoldan saparlarsa Tanrı tarafından lanetlere uğrayacaklardı. Tanah boyunca okuduğumuzda görüyoruz ki maalesef İsrailoğulları tarih boyunca  asi oldukları, Yasa’yı önemsemedikleri ve çiğnedikleri için Tanrı’nın yargısı altında kaldılar, cezalara çarptırıldılar, peygamberler tarafından sürekli azarlandılar. Seçilmiş olmak tabi ki bir ayrıcalıktır ama gerekenleri yapmıyorsanız lanete dönüşebilir.

 

            Evet, Hristiyanlar Yahudileri Tanrı’nın seçilmiş halkı olarak görürler ancak bu seçilmişlik üstün oldukları için değil diğer uluslara örnek olmaları içindir. Zaten Tanrı, İsrail halkının üstün olmadıklarını hatta dik başlı bir ulus olduklarını açıkça onlara karşı dile getirmiştir. (Yasa’nın Tekrarı 9:4-6) Ayrıca İncil bize, Yahudi kökenli olsun ya da olmasın tüm uluslardan Hristiyan olanların iman aracılığıyla artık İbrahim’in çocukları ve Tanrı’nın Halkı ve kahinleri olduklarını bildirir. (2. Petrus 2:9) O zaman şu soru sorulmalıdır: “Tanrı Halkı” olma unvanı Yahudilerden alınıp Hristiyanlara mı verilmiştir? Bu sorunun cevabı tarih boyunca tartışılmış ve birçok “görüş ayrılıkları” doğurmuştur.

 

Belki de bu sorunun üzerine yeterince düşünülmemesi ya da yanlış cevaplar verilmesi, tarih boyunca Hristiyanlar’ın Yahudilere zulmetmesine neden olmuştur. Ancak, Romalılar mektubunda bahsi geçen 3 bölümde (Romalılar 9.10.11. bölümler); Yahudilerin hala ataları aracılığıyla sevildikleri, Tanrı’nın verdiği armağanların geri alınamayacağı, tarih boyunca Kutsal Yazılar’ın onlara emanet edildiği ve her ne kadar Mesih İsa aracılığıyla gelen lütfu -imanla kurtuluş lütfunu- anlamayıp kendi çabalarıyla kurtulacaklarına inandıkları için kaçırsalar da Romalılar mektubundaki ayetlerde Tanrı’nın çağların sonunda hala onları kurtarmak için planları olduğunun altı çizilir. Bu yüzden Hristiyanlar Yahudileri, hala kurtarılmayı bekleyen bir ulus olarak görürler ve Tanrı’nın; Biricik Oğlunu yeryüzünü yargılamak için ikinci defa Göklerden melekler ordusuyla göndermeden (kıyamet) önce İsrailoğulları arasında bir uyanış olacağına inanır ve umut ederler.

 

            Yahudilerin İsa Mesih’in Romalılar tarafından çarmıha gerilmesinde azmettirici rolünde olduklarını İncil’den okuyabiliriz. Belki de bu yüzdendir ki Hristiyanlar tarih boyunca Yahudilere karşı hep mesafeli ve soğukturlar hatta zaman zaman İsa Mesih’in “düşmanınızı sevin, size zulmedenler için dua edin!” buyruğunu çiğneyerek onlara zulmetmişlerdir. Tarih bu tür olaylarla doludur, ülkemizdeki Seferad Yahudileri de olarak anılan grup15. yy. İspanya’sında gerçekleşen acı bir sürgün hikayesinden sonra ortaya çıkmıştır.

 

            Siyonizm

            Siyonizm ise 19. yy. sonlarında Yahudi bir fikir insanı olan Theodor Herzl tarafından başlatılmış bir akımdır. Bu akımın amacı, Kudüs’te tekrar bir İsrail devleti kurulmasıydı. M.S. 70 yılında, Kudüs ve içindeki Tapınak yerle bir edilmiş ve tüm Yahudiler Musa aracılığıyla getirildikleri vadedilmiş topraklardan sürülmüşlerdi. Yaklaşık iki bin yıldır, Yahudiler dünyaya dağılmış ve vatansız olarak yaşıyorlardı. Ancak 1950’li yıllarda, Tanrı’nın onlar için olan başlangıçtaki planına dönmeye karar verdiler. Bu kararı vermelerindeki en önemli etkenlerden biri 2. Dünya Savaşında Almanların ve birçok diğer milliyetçi ulusların elinden zulüm görmeleri oldu. Sonunda 1948’de Kudüs ve çevresinde birçok arazi satın alarak ki Almanya’dan aldıkları savaş tazminatını da bu iş için kullanmışlardı, günümüz İsrail Devletini kurdular.

 

            Bu noktadan sonra Hristiyanların İsrailoğulları ile olan ilişkilerini Yahudilik dini ve İsrail Devleti olmak üzere 2 ayrı alanda ele almak gerekir. Yahudilik dini, Hristiyanlık dininin kökenini oluşturur, İncil’i daha iyi anlayıp uygulayabilmemiz için gereken temeli verir. Ancak bir ulus haline gelmiş olan İsrail Devleti ile Hristiyan olsun olmasın tüm diğer devletlerin ilişkileri politiktir ve o çerçevede değerlendirilmeleri gerekmektedir.

 

            Sonuç olarak Hristiyanlar, Yahudilere Kutsal Kitap lensinden baktıklarında Tanrı tarafından seçilmiş ve ataları aracılığıyla hala sevilen bir halk olduklarını görür. Ancak İncil’den İsrail halkı için başka şeyler de okuruz. İncil’e göre İsrail Halkı tarih boyunca yaptıkları hatalara bir yenisini daha ekleyerek, sürçme taşında yani Mesih İsa’da sürçen, Tanrı’nın lütfundan uzaklaşan ve hala Tanrı’ya giden yolu bulmaya çalışan bir halk görmektedirler. Hristiyanlar, diğer inançtaki uluslara Mesih adını ulaştırmaya çalıştıkları gibi Yahudi halkına da Müjdeyi ulaştırmaya çalışmaktadırlar. Günümüzde hem İsrail hem de farklı ülkelerde yaşayan Yahudiler arasında ‘Mesihçi Yahudiler’ adı verilen güçlü bir akım başlamıştır ve bu uyanış hareketi sayesinde birçok Yahudi’nin Hristiyanlığa geçtiğine, İsa Mesih’in gerçek Mesih olduğunu görerek O’nu Rab ve Kurtarıcı olarak kabul ettiklerine tanık olmaktayız.