Masumiyetin Öldüğü Gün

Tüm ülke Elmalı’da yaşanan olayı konuşuyor. Küçücük elleri ile kendisine yapılan kötülüğü karşısındakilere çizerek anlatmaya çalışan bir çocuk bize insanlığımızı sorgulatıyor.

 

Çocuklarımıza, birinin vücuduna izinsiz dokunmasının yanlış olduğunu öğretiyoruz, yabancılara güvenmemeleri gerektiğini, kendilerine başkaları tarafından verilen yiyecekleri yememelerini öğretiyoruz. Bu konular okullarda rehber öğretmenler tarafından anlatılıyor. Düşünüyorum da, bir çocuk bu durumların tehlike arz ettiğini anlayabilir mi? Çocuklarımız o kadar saf ki güler yüz takınıp kendilerine kötü niyetle yaklaşan insanlara karşı nasıl davranmaları gerektiğini kestirebileceklerini düşünmüyorum.

 

Çocuk istismarının en acı verici yanı budur. İstismarcılar, çocukları istismar edebilmek için onların iyi niyetlerini, hüsnühallerini kullanıyorlar. Yabancılara karşı çocukları uyarıyoruz da, ya bu istismar ve işkence anne babadan yani çocuğun en çok güvendiği kişiden geliyorsa? Anne baba çocuğu korur, ona bakar, onu eğitir çünkü çocuk onlara bir hediyedir, Tanrı’nın hediyesidir. Eğer bir anne çocuğu suistimal ediyorsa toplum nasıl bir hale gelmiştir ve bunu engellemek için elimizden ne gelir?

 

Küçük bir çocuğun anne ve babasının kendisine yaptığı fenalığı anlatırken kullandığı çocuk dili, kendisini ifade edemeyişi insanın yüreğine oturuyor, insanlığınızdan tiksiniyorsunuz. Yazıklar olsun diyorsunuz, yüreğinizden yükselen öfke dilinize, söylediğiniz sözlere yansıyor. Haber kanallarına bakarken anne babası bile bir çocuğa işkence ediyorsa, onu cinsel istismarlarına alet ediyorsa nasıl sağlıklı bir toplumdan bahsedebilirsiniz diye düşünüyorsunuz.

 

Kendi çocuklarımızı nasıl koruyacağız? İstismar veya işkence anne babaya kadar inmişken en yakın akrabalarınıza, çocuklarınızı emanet ettiğiniz komşunuza, aile dostunuza nasıl güveneceksiniz? Çocuklarınızı emanet ettiğiniz yurtlara, kreşlere, kurumlara ne kadar güvenebilirsiniz?

 

Sağlıksız kurulan ailelerin içinde doğan çocukların istismar nesnesi haline gelme olasılığı çok yüksektir. İstismarı sadece cinsel istismar olarak düşünmeyin; çocuklarını dövmek, onları yiyecekten, sağlık bakımından, giysiden, sosyalleşmekten mahrum etmekten bahsediyorum.

 

Çocuğunun özgüvenini yerle bir edecek şekilde konuşan, çocuğunu aptal, akılsız, diye niteleyip özgüvenini yerle bir eden, yaptıklarını sürekli iğneleyen, onu zorla çalıştıran anne babalardan bahsediyorum. Işıklarda durduğunuzda yanınıza gelen o çocukların da bir anne babası var. Gecenin bir yarısı arabanıza mendil, su satmak veya cam silmek için yaklaşan çocukların anne babaları da o çocukları istismar ediyorlar.

 

Bu çocuklar arasında hiç oyun oynamayanlar, sürekli dayak yiyenler, cinsel olarak istismar edilenler var. Bunları haberlerden okuyup klavyelerinden gazap kusanlar bu çocuklar araba camından size bakıyorlar.

 

Daha 16-17 yaşında evlenip bir erkekle olmak için zorlanan, başlık parasına satılan, kendinden yaşça büyük insanlar ile zorla evlendirilen çocukların da anne babaları onları istismar ediyor. Kocası tarafından dövülen, çocuk yaşta hamile kalıp bu fiziksel yükü küçük bedeninde taşımaya zorlanan çocuklar var.

 

Üzülerek belirtmeliyim ki, çocuklara ektiğimiz ne varsa diğer nesillere sirayet ediyor. İstismar ettiğiniz, dışladığınız, dövdüğünüz, hakaret ettiğiniz, elinizi kaldırdığınız bu çocukların elleri de bir gün sizin için kalkacak.

 

Kendisine şiddet uygulayan, aile içinde istismara uğrayan çocukların öfkeleri ya ailelerine ya da çevrelerine zarar veriyor. Çevremiz bu örnekler ile dolu. Yani çocuklarınızı kötü olmak için ve yarın kendi çocuklarına kötü davranmaları için yetiştiriyorsunuz. Bir zincirin, bitip tükenmeyen ölümcül bir silsilenin bir parçasısınız.

 

Bu haberleri okurken dünyanın pisliğine, kötülüğüne bağırmak ve insanın lanetli halini yüzüne haykırmak istiyoruz. Ancak devam eden bu kötülük düzenini nasıl değiştireceğimizi de bilmiyoruz. Elmalı’da olan olayda hukukun verdiği karara veryansın ediyoruz, ancak hiçbirimiz içinde yaşadığımız sisteme ses çıkaramıyoruz. Hiçbirimizin elinde bir çözüm yok. Herkes ameliyat hassaslığında yaklaşılması gereken bir konuya elinde baltayla çözüm arıyor.

 

Elmalı’da yaşanan olayda anne babayı linç etmek isteyenler, onların canını yakmak için diş bileyenler hatta anne babanın adresini Twitter’dan dağıtıp adalet arayanlar var. Onlara zarar verdikten sonra ne olacak, toplumun nasıl düzelmesini umuyorsunuz? Sorunlarını şiddet ve ahlaksızlık ile çözen insanlara şiddet ile çözüm bulmak yerine daha kalıcı yollar arasak nasıl olur? Bugün televizyonu kapatıp sıcak yatağımıza gittiğimizde başka evlerde başka çocuklar başka şekillerde istismara uğruyor olacaklar ve verdiğimiz hiçbir tepki bataklığın kurumasını sağlamayacak.

 

En azından siz, bu yazıyı okuyanlar, en azından siz yazdıklarım konusunda rahatsızsanız ve çocuğunuza hatalı davrandığınızı düşünüyorsanız lütfen etrafınızda bu konuda size yardımcı olacak kişilerden yardım alın. Kiliselerimiz çocuk yetiştirme konusunda danışmanlık vermektedir. Lütfen bizleri arayın ve sizlere yardımcı olalım. En azından bir aile bile bilinçlenirse bir nesli kurtarmış olacağız.

1 thought on “Masumiyetin Öldüğü Gün”

  1. Türkiyede çocuklar için acı çekiyorum. Kadınlar için acı çekiyorum. Erkekler için acı çekiyorum. Aile olamayanlar için acı çekiyorum. Birnin birşey yapması gerektiğini düşünüyorum. Duacıyım tüm harekete geçen kardeşlerim için. Türkiye sizi özlemle bekliyor… Bende elimden gelen bir sey olursa buradayım…

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir